ATHANASİ BÖLÜM 30: SEN KİMSİN?

“Felix, çiko.”

“Hayır prenses.”

“Sadece bir tane.”

“Başı belaya giren ben olacağım.”

“Hiiinng.”

Onun katı reddine kaşlarımı çattım.

Öyle bile olsa biraz düşünmeye zaman ayırmalıydın! Kötü Felix, umutsuz bakışlarımı öylece görmezden geldi. Ha, abinin bu yanını görmedim ama sen soğuk bir abisin. Ühü ühü.

“Üzgünüm prenses.”

Bana acıyormuş gibi üzgün bir surat yaptı. Ne olmuş yani. Bana çiko vermeyeceksin her halükarda. Hmph!

“Athy uyuyamıyor çünkü Athy gerçekten çiko yemek istedi…”

Ama tabii ki de henüz vazgeçmedim!

Mırıldanırken Felix’in irkildiğini gördüm. Harika! Biraz etki ediyor.

“Sadece bir tane, gerçekten sadece bir tane. Lütfeeeen?”

Çikolata tedarikçime sevimli davrandım ve tatlılığımla yalvardım. Ardından bakışlarının sarsıldığını gördüm, zihninin hafifçe değişmeye başladığının kanıtıydı.

Felix ve hizmetçilerim Hanna ve Seth inanılmaz aperatif sağlayıcılarımdı.

Ama Lilly özellikle bana hiç çikolata vermemelerini emretti bu yüzden alması biraz zordu.

Tabi tabi, sıkıntılarını anlıyorum yani sadece ver, ver, ver… ve-…

“Bu sefer gerçekten yapamam…….”

“Söz. Gerçekten sadece bir tane.”

“Eğer Bayan Lillian öğrenirse…..”

“Lilly’e söylemeyeceğim. Eğer ikimiz de söylemezsek bilmez!”

En iyi tatlı ve zavallı suratımla yalvardım. Şimdi, bana bak. Çiko için açlıktan ölürken zavallı değil miyim? Gerçekten, sadece bir tane. Demek istediğim, bir her zaman ikiye, iki her zaman üçe dönüşebilir.

“Ama….”

“Athy son birkaç gündür çikosu olmadığı için depresyondaydı…. Dünya zifiri karanlık. Ağlamak istiyor…..”

Derin iç çekişim ve mırıldanmamla Felix’in düşüncelerini değiştirmeye başladığını gördüm. Bundan faydalanarak eskisinden daha da acınası bir yüz yaptım.

“Ve bence çiko her şeyi düzeltir.”

Ver işteeeee! Çikooooo! Felix’e nemli gözlerle baktım.

Kuckkk. Claude ile başa çıktığım iki yılda gelişen tek şey zavallı davranma yeteneğimdi. İki eliyle çiko uzatan Felix bu günlerde ne kadar zor yaşadığımın kanıtıydı.

“O zaman sadece bir tane.”

“En çok Felix’i seviyorum!”

Neşeyle zıpladım. O da geri gülümsedi.

Şimdi, Çabucak majesteleri çikoyu Athy’e sun! Çikiletta severem! Veğ bağa çikiletta!1 Felix’in uzattığı çikolata bir zamanlar sakladığım mücevher gibi parlıyordu.

Ancak, çikolatamla dokunaklı sahnemde başarısız oldum.

“Biliyordum.”

“Hiiih.”

Hiçlikten ortaya çıkan Lilly aniden çikolatamı aldı.

“Sir Robain, Benim için prensese iyi bakmanızı rica etmiştim.”

(Çiko yok demek.)

“Haha. Üzgünüm.”

Lilly tarafından yakalanan Felix huzursuzca kıpırdanmaya başladı. Oh tanrım. Bu abi Claude ile yüzleşirken işe yaramazdı ama bu günlerde Lilly’e karşı da zayıf. Seni mola mola okyanus güneş balığı2 abi! Sen benden bile daha çok mola mola okyanus güneş balığısın!

“Prenses, eğer çok fazla çikolata yersen dişlerin uf uf olur demiştim.”

Uwuuu.”

Lilly’nin katı kelime ifadelerine sadece kaşlarımı çatabiliyordum.

Grrr. Hepsi o çikolata hırsızı yüzünden! O hırsız yüzünden sadece ipucu almaya çalışabiliyordum. Tam onu unutmak üzereyken çikomu çalmaya devam etti.

Bu sefer biraz çiko çalmaya gittiğimde boş ellerle geri döndüm çünkü geçen sefer aldığımdan daha az vardı.

Birçok kez hışırtı sesi duydum ve Yakut sarayındaki hayaleti her duyduğumda şaşırıyordum.

T-tabii ki! Bu yaşta hayaletten biraz olsun korkuyorum anlamına gelmiyor! Ve hayaletlerin var olması mümkün değil! *boğazını temizler*

Her neyse, o hırsız çikomu çaldığından beri iki yıl oldu ve bu çok sinir bozucu. O hizmetçi ablayı bulmak için elimden gelen tüm enerji ve çabamı harcadım ama başarısız oldum.

Kendim yerine çiko işine gönderdiğim Felix’in hiçbir şey duymadığını söylemesi gerçekten sinirlerimi bozdu. Bir şeyler mi duyuyorum?! Kaybol!

“Hepsi senin için prenses. Prenses incinmek istemiyor. Değil mi?”

Dürüst olmak gerekirse geçen yıl çürüğüm vardı yani çikolata yasağını anlıyorum. Ama ben çikomu yemek istiyorum. Ühü.

Lilly başarısız, Felix başarısız. Yakut sarayı hizmetçi ablaları sayamam. Sizi soğuk kalpli hizmetçi ablalar. Wahhh. En son bir yıldan uzun süre önce gördüğüm Hanna ve Seth’i özledim. Ühü ühü.

Bok. Peki, son hamlemi yapma vakti.

“Babacığı görmek istiyorum.”

Şimdi 7 yaşındayım. Gizlice babadan babacığa geçtim.

Etkisi ona ‘baba’ dediğimde ne kadar utanıp battaniyemi tekmelememden görülebilir. Çocuk gibi davranmak herkes tarafından yapılabilecek bir şey değil.3 Huff.

“Prenses…..”

“Eveeeet? Athy babacığı görmek istiyor.”

Her neyse! ‘baba’ neslinden mezun olduğum için çok mutluydum! Athy şimdi özgür Athy! I’m freedom!4

Ama Lilly şimdi bana bir şeyler yakalamış gibi bakıyordu. Ben sadece uzaklara bakarak hiçbir şey bilmiyormuşum gibi davrandım.

Ama bunu bir süre hissettim şimdi. Bu sana aile hissini vermiyor mu? Yaramaz baba ve kızı, ve onlara bakan anne.

“Tut beni. Babacığı görmek istiyorum!”

Eek, hadi gidelim! Felix’in kıyafetlerini çektim. Ardından Felix istediğimin bu olduğunu bilerek beni aldı.

“Prenses majestelerini görmek istediğinden yapacak bir şey yok. Geri döneceğiz.”

“Ama önce bilgilendirmemeli miyiz?”

“Majesteleri prenses ne zaman ziyaret ederse seviyor.”

Evet evet. Lilly, böyle bir şey için endişelenmeye gerek yok. O piç bana kızı yerine evcil hayvanı gibi davranıyor ama böyle küçük şeyler için beni öldürmicek.

“O zaman iyi yolculuklar.”

“Evet.”

“Lilly, bay bay!”

Eek. Hadi bu anne, baba ve kızı rolünden kaçalım. Kollarını çekerek gitmekte ısrar ettim.

“Geldin.”

Ahh, sıkı çalışmam işe yaradı. Claude ben gelir gelmez konuştu.

Haaa. Duydunuz mu? ‘Neden geldin’ değil ama ‘Geldin’. Elbette tonu ‘Yine geldin’ gibiydi ama bu bir gelişme. İşte burada, onu gördüğüm her seferde sevimli davranmamın ödülü. Ahh, sadece bu iki yıldaki sıkı çalışmamı düşünerek ağlayacak gibiyim.

“Babaaaaaa!”

Felix’in kollarından indim ve yüzümde büyük bir gülümsemeyle Claude’a koştum.

“Artık sarayımı kendi evinmiş gibi ziyaret ediyorsun.”

…… Saçmalık. Gökyüzü ikiye bölünmedikçe böyle bir şey olmaz.

Claude tembelmiş gibi kanepede yarı uzanırken eliyle beni kış kışlamaya çalıştı.

Ayh, ben de senden nefret ediyorum. Ama böyle küçük bir şey yüzünden geri dönecek olsaydım en başından gelmezdim!

“Babacım, Athy geldi!”

Bu kısa bacaklarla koştum ve ellerimi bacaklarına koydum. Sonunda. G.Ü.L.Ü.M.S.E.

“Geldim çünkü birden babacığı buuuuu, buuuu kadar çok özledim.”

Bu artık benim günlük rutinim olduğundan utanmadan yapabiliyordum. Ve bugün ondan bir şey istiyordum ve diğer zamanlardan daha da tatlı davrandım

“Sabah sabah çok gürültülü.”

Claude hala Claude idi, bana tek bir güzel söz söylemedi ama onu bugün olduğu gibi kucakladığımda beni itmedi. Emin değilim ama sanırım hiç uyarmadan aniden onu ziyaret etmemden tüm kalbiyle nefret etmiyor gibi.

“Hehehe.”

Aptal gibi gülümseyen bana bakarken Claude’un cık sesi yaptığını duydum. Şuna bak. Gördün mü? Tehlike sinyalim henüz kırmızı yanmıyor.

“Felix.”

“Evet, majesteleri. Hizmetçileri çağıracağım.”

Felix ona ne yapmasını söyleyeceğini biliyormuş gibi cevap verdi. Ardından gözlerim altın zilin çaldığını duymuş gibi kuyruğunu sallayan köpek gibi çok parlak ve ışıltılı oldu.

Hav hav. Sevimlilerim de güzelliklerim kadar değerli!

Hizmetçi ablalar kapıdan girdiğinde kalbim ilk aşkımla tanışmışım gibi gümlemeye başladı.

Ah, bu dokunaklı sahne. Hizmetçi ablaların taşıdığı beyaz tabaktaki şu şeyler! Kyaaa. Ne başyapıt. Eğer kuyruğum olsaydı muhtemelen şu anda çılgın gibi sallıyor olurdum.

“Pastayı gördüğünde beni gördüğünden daha mutlu görünüyorsun.”

Claude ben kekime güzelce bakarken konuştu. Ahh, neden bu işe yaramaz şeylerde bu kadar keskinsin. Bilmiyormuş gibi davranamaz mısın? Birini utanmış hissettirmek iyi olduğun bir şey.

“Burada babacıkla birlikte yemek daha lezzetli. Hehe.”

Bu kelimeleri boş kalple söyledim ve gülümsedim. Elbette bunu yaparken keki ağzıma tıkıyordum.

Claude her ziyaret ettiğimde bana hep tatlı atıştırmalıklar verirdi. Pek yapmayacağı bir şey. Bu yüzden çikolatam her yasaklandığında şimdiki gibi atıştırmalık yemeye hep buraya geliyordum.

İki yıl önce olsaydı böyle gelip Claude’u ziyaret etmezdim, vay akan zaman gerçekten korkunç.

“Böyle yediğinde yanaklarının patlamaması gerçekten şaşırtıcı.”

Bu piç bana tombul diyor ama bana atıştırmalık vermeyi her zaman hatırlıyor. Belki de tatlı benim yiyişimi görmek istiyor…… çok gerçek üstü olurdu. Eh, umurumda değil. Nam nam nam.

O yapışkan çikolatalı fudge’yi ağzıma iterek hasretini çektiğim tatlılığı arttırdım. Bu kadar yediğim halde şişmanlamadığıma göre Athanasia DNA ile kutsanmış olmalı.


Bu sitenin bir Discordu var, yalnız ve boş~ buradan ulaşabilirsiniz Link

Her şeyin aşırı pahalı olduğu dönemde siteye katkıda bulunmak ister misiniz? O zaman lütfen AdBlock’u bu sitede durdurun ve bana yardımcı olun. İyi Okumalar~~

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Bir anlığına başka dilde yazılan bir söz sanmıştım ki aşırı bozuk şiveymiş.
  2. Mola mola güneş balığının diğer ismi, hiçbir şey yapmayan bir balık olduğundan genellikle işe yaramaz olarak çağrılıyor.
  3. Dedi çikolata için dram yapan yetişkin.
  4. Athy’nin İngilizcede ne kadar kötü olduğunu göstermek için orijinalde böyle yazılmış.