ATHANASİA BÖLÜM 10

Bunun hakkında düşünüyordum ve sanırım ben gerçekten de uyku hapı içtikten sonra öldüm.

Kıştı ve oda ısıtılmamıştı yanı aslında dondum mu? Ühü.

Yetimdim ve sefil bir hayatım vardı yani geri dönmek istiyor da değildim.

O boktan roman olaylarını bir kenara çekince eğer sessiz olup kimsenin gözüne batmazsam yemek olacaktı, para kazanmak için çalışmam gerekmeyecekti ve sadece oynayacaktım, kalacak bir yerim vardı, cennet var olsa bile böyle bir cennet olmazdı.

Dahası gözlerimi ilk açtığımdan beri buradaki dilde ustalaşabilmiştim. Orijinal Athanasia yüzünden miydi? Bilmiyorum.

“L,i,l,l,y!”

Üzerinde çirkin harfler olan kağıdı tuttum ve parlakça gülümsedim. Bu dünyanın öğrenim süreci ve eğitimi oldukça yavaştı yani yazıda okumada ustalaşmak ve eh, benim yaşımda harflerle ilgili böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı.

Bittim.

Lilly ve diğer hizmetçiler sanki bir dâhiye görmüş gibi bakıyorlardı bana. Aman tanrım, çok ürkütücü.

“Bizim dahi prensesimiz!”

Bu kazanın ardından basit eğitim sınıfıma başladım. Benim zekiliğimden etkilendikleri için mi bilmiyorum, beni her zaman sevmiş olan hizmetçiler bana temel davranışları öğretmeye başladılar.

Bu dünyadaki asillerin normalde temel davranışları öğrenmeye sekiz yaşında başladıklarını daha sonra öğrendim.

“Prenses Athanasia’nın yanında olabilmekten her zaman çok mutluyum.”

Argh, önceki yaşadığım yıllar yüzünden insanlar tarafından dahi prenses olarak görüldüğüm için kendimi biraz suçlu hissettim.

Ama bunu planlamamıştım! Bu yüzden kasten bazı hatalar yaptım, sadece biraz, bunların bir hiç olduğunu hissetsem bile. Wahh.

“ Athy de Lilly ile mutlu!”

Şanslı olan şey bu bilgilerin Yakut sarayından ayrılamayacak olmasıydı.

Gerçekten şanslıydı çünkü o zaman romandaki Athanasia gibi dokuz yaşındayken Claude ile buluşmazdım! Ayrıca on sekiz yaşına girmeden bile önce saraydan ayrılırdım!

Ürperti, neye mal olursa olsun Claude’dan kaçınacağım. Nerede olduğunu bilmiyorum ama İmparatorun Sarayına bakmayacağım bile.

Eh İmparatorun sarayı olduğundan gerçekten süslü ve hoş olurdu değil mi? Sadece çok parlak, güzel hoş ve süslü yerlerden kaçınmalıyım.

“Prenses, biraz süt ister misiniz?”

“Evt! Soğuk olandan hoşlanmıyorum!”

“Sıcak olandan getireceğim.”

Kağıda yazmayı bırakarak yatağımın altına sakladığım iki torbayı aldım ve harekete geçtim.

Sevimli davranarak Hanna’dan aldığım çantaların içinde topladığım değerliler vardı.

Aldığım tüm altın ve mücevherlerin iki çantada olduğundan, aynı şekil ve ağırlıkta olduklarından emin olduktan sonra anında elbisemi topladım.

Balkabağı şekilli çocuklar için olan tatlı iç çamaşırım açığa çıktı.

Lilly gelmeden önce çantaları üst bacağıma bağlamaya başladım. Daha fazla vakit için kasten sıcak süt istedim, ama yine de en uzun zaman değildi.

Eek, neden düzgünce bağlanmıyorlar?

Yakalanmadan hareket etmek için beynimi kullandım, bu en iyi yoldu.

“İşte!”

Ayağa kalktım. Vücudum ağır hissettiriyordu ama başka şansım yoktu. Eğer bu yolu kullanıp değerlilerimi taşırsam anında güzelliklerimi güvenle saklayacaktım.

Ah, Lilly’nin baş hizmetçiyle görüşmeye gitmesinin sebebi odamı temizlemekti.

Bunu duyunca planımı hızlandırmam gerektiğini hissettim.

Bu yüzden planım için öğle uykusu vaktimi kullanmayı planlıyorum.

Uyuduğumda odama girmediklerini fark ettim. Muhtemelen beni uyandırmazlarsa asla uyanmayacağımı fark ettiler.

“Tatlı uykular, prenses.”

Yanağımı öptükten sonra Lilly sessizce odamdan ayrıldı.

Ayak seslerinin uzaklaştığından emin olana kadar bekleyip yattım.

Yavaşça gözlerimi açtım ve harekete geçtim.

Eek, acıttı. Cildime sertçe basılan mücevherler muhtemelen bacağımda bazı izler bıraktı. Güzelliklerimi güvenli bir yere taşımak zor.

Tıkır.

Ses çıkarmamak için elimden geleni yaparken odamdan çıktım.

Yakalanmadan bahçeye gidip çıkabilmiştim. Dürüst olmak gerekirse Lilly dışındaki her hizmetçiyi tatlışlığımla kontrol edebilirdim o yüzden pek de önemli değildi.

Küçük bedenimle bunca ağırlık varken koşmak yorucuydu.

Hedefime ulaştığımda nefes nefeseydim ve güzelliklerimle bacağım titriyordu.

Ha, bok. Bu gidişle bacaklarım uyuşacakmış gibi hissediyorum. Ancak sadece iki saatim vardı o yüzden dinlenecek vaktim yoktu.

“Hiya.”

Ellerimle çantaları çözdüm ve henüz binaya girmek tehlikeli olacağından onları dışarıda saklamaya karar verdim.

Ellerimle yolu temizleyerek saklayacak bir yer buldum. Ancak bir sorun vardı.

Kazmak için aracım yok!1 Yağmur yağdığından beri bir süre olduğundan yumuşak ve tatlı ellerimle zor kazardım. Dahası eğer ellerimi kirletirsem kesinlikle Lilly tarafında yakalanırdım. Ne yapmalı…

Bir süre düşündükten sonra sonunda onları çalılıkta sakladım. Yarın geri gelip kazmalıyım. Hana’dan çocuk kazma oyun setini istemeliyim.

Üstümde fazladan ağırlık olmadığından kolayca geri dönebildim. Odama dönüş yolumda bir hizmetçiyle gözlerim buluştu ve neredeyse bayılıyordum. Ama o öylece geçti. Muhtemelen biraz oynamaya çıktığımı düşündü.

Ahh, huff huff, aman yarebbim, öleceğim.

Tıkır.

“Prensesimiz, uyanma vakti.”

“Eeung…”

O kadar yorgundum ki ağzımdan ses kaçırmıştım. Lilly’nin sadece uyuyan birinin çıkardığı bir ses olduğunu düşündüğünü düşünsem de.

“Huh? Çok terlemişsin.”

Lilly’nin şaşırmış tonundan irkildim. Evet, mükemmel suç çok fazlaydı.

“Biraz ateşin var gibi. Hasta mısın acaba….”

“Uhh, oda sıcak. Güneş güneşli.”

Odaya bakınırken Lilly alnımdaki teri sildi.

“Yarından itibaren, ya pencereyi açacağım ya da perdeyi kapatacağım. Yaz gerçekten çok hızlı geliyor. Oda oldukça sıcak.”

“Athy süt içmek istiyor. Soğuk süt lütfen.”

“Uyumadan önce içmiş olmana rağmen…”

Ama yine de bana soğuk süt getirmeye gitti. Ve şimdi yalnız kalınca bilincimi tamamen kaybettim.

***

O zamandan beri Yakut sarayından iki kez daha kaçtım. Çok yorucuydu ayrıca Lilly tarafından yakalanacakmışım gibi hissettiğimden kaçma günleri birkaç günde bire değişti.

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Madem bir yere gömecektin neden başka bir saraya gitmeye zahmet ettin ki Athy.