ATHANASİA BÖLÜM 26

Video depolama taşı 30 saniyelik videolar depolayan büyülü eşyalardı. Eğer sarayda büyücü varsa kesinlikle birini yapabilirdi.

Ama görünüşe göre Diana hiçbirinde yoktu. Şey, belli değil mi bu. O sadece Claude’un önünde dans etmiş biriydi sonuçta.

Ama Felix sanki kendi hatasıymış gibi hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.

“Prenses Athanasia’nın gerçekten Bayan Diana’yı görmesini istiyordum.”

“Sir Robain….”

Daha önce de hissetmiştim ama Felix’in Diana’yı Lilly kadar sevdiğini düşünüyorum.

Garip gerçi. Diana geceyi Claude ile geçirip ardından Yakut sarayına giden bir kızdı.

Lilly ve Diana’nın arkadaşlığını biliyordum ama Felix ve Claude’un Diana’ya olan tepkisini görünce bir şeylerin tuhaf olduğunu hissettim.

Ama bu düşüncenin yerini kısa sürede Felix’in sözleri aldı.

“Majestelerine soracağım.”

“Huh? Claude’a ne diyeceksin?

“Majestelerinin şahsen onun anılarını göstermesi mümkün.”

Ardından Lilly “Ah!” diyerek tepki verdi. Ben ise konuşmalarını ne olduğunu anlayamadan dinliyordum.

“Uzun zaman önce olduğundan video depolama taşı kadar net olmayabilir ama prensese Bayan Diana’nın resimlerinden gösterebilir.”

Bu kelimelerle şoka uğramıştım.

Neeeeeee?! Claude piçi bunu yapabilir miydi? <Sevimli Prenses>te böyle bir şey okuduğumu hatırlamıyordum gerçi. Aşırı sinir bozucu olduğu için okumadığım kısımlar mı vardı?

“Ama majesteleri onaylayacak mı?”

“Bu prenses için. Ondan rica edeceğim.”

Ama sorun bu değildi.

Bekle, bekle, bekle! Bekle bir saniye! Bu abi çıldırdı mı? Sen, delirdin mi? Onu sordun diye Claude’un ‘elbette’ diyeceğini mi düşünüyorsun?

Diana’nın Claude’un iyi tarafında olup olmadığını bile bilmiyorum ama ya ona nefret ettiğim birini hatırlattığım için beni öldürürse? Durum böyle olmasa bile bana hiçbir faydası yok.

Bir süredir bunu hissediyordum ama Felix’in Claude’a karşı çelik gibi sinirleri var.

“O zaman şimdi majestelerine gide……”

“Yapma!”

Yaşanabilecek ani tehlikeye karşı kapıyı çarparak açtım

Hııh. Sanırım çok yüksek sesle söyledim. İkisi de şok olmuş gibi görünüyordu. Kendimi sakinleştirdim ve durgun bir sesle konuştum.

“Hayır.”

“Prenses.”

“Babayla annem hakkında konuşma.”

Elbisesine asılıp onunla konuştuğumda Lilly üzgün bir ifade yaptı ve sordu.

“Neden, prenses?”

Demek istediğim, neden o ifade? Ben gerçekten iyiyim!

Bu insanların beni yalnız bırakması için ne yapmam gerekiyor? Athanasia’nın buna söyleyebileceği herhangi bir şey var mı? Ahh! Çabuk düşün, ben!

“Bana anne hakkında olduğunda hoşlanmıyor.”

Claude ile olan son çay partisinin anısı aniden zihnimde belirdi. Felix’in söylediklerini duyduktan sonra Claude kötü bir moda girmişti.

“Ama annemi görmek istediğimi söylersem.”

Euhhh, bir süredir girmediğim zihinsel çöküş. Birisi, imdat.

“Ya baba artık beni sevmezse?”

“Prenses!”

Lilly söylediklerime inanamıyormuş gibi gözlerini genişçe açtı.

“Bu, bu düşünce…… Bunun hakkında mı endişeliydin?”

Hıııh. Lilly’nin titrek sesiyle yüreğim ağzıma geldi. Ağlamak üzereydi. Tabii ki panikliyordum.

Wsaowjqsnskjdşaojwjdsfla. Ü-üzgünüm! Lilly, özür dilerim! Aklımda hiçbir şey olmasa da belki de bu söylediklerim çok fazlaydı. Ne yapmalı. Gerçekten ağlamayacaksın, değil mi? Ağlama, Lilly! Özür dilerim!

O zaman Felix panikleyen bana seslendi. Bir dizi yerdeyken omuzlarımı tuttu.

Şuan da aynı göz hizasındaydık ama yakında Felix’in gördüğüm en ciddi yüzü tarafından çekildim.

“Majesteleri nefret etmeyecek. Söz veriyorum, gerçekten, adım üzerine.”

Güvenimi kazanmak için tereddüt etmeden konuştu.

“Majesteleri Bayan diana ya da prenses Athanasia’dan nefret etmiyor.”

Uhh…… Ne yapmalıyım?

İkisinin çok ciddi olduğunu görünce suçlu hissettim. Euu, eek. Temiz ve saf insanları mı kandırıyorum? Sadece öğrendiğim kelimelerle Athanasia’nın söyleyeceği tarzda bir şey söyledim……

“Bu yüzden eğer Bayan Diana’yı görmek istediğini söylemen iyi.”

Olaylar gitmesini istediğim yönde ilerlemiyor.

“Prenses yeterince genç. Henüz düşüncelerini nasıl tutacağını öğrenmek zorunda değilsin.”

Biraz panikledim ardından konuştum.

“Hayır. Athy gerçekten iyi. Artık onu görmek istemiyorum. Gerçekten.”

Ama ikisi inanmadı. Lilly’nin gözlerinde hala yaşlar vardı ve Felix bana acımayla bakıyordu.

Ve ben öylece bakışları altında terliyordum. K, kahretsin. Şimdi ne yapmalıyım.

Felix acıma dolu bir ifade yaptı ama sonra daha iyi şey düşünmüş gibi parlakça gülümsedi.

“O zaman hadi şöyle yapalım. Eğer istemiyorsan senin için ona ben soracağım.”

Şimdi başlangıç noktasına geri döndük! Konuşmanıza katılmamın sebebinin ne olduğunu düşünüyorsun?! Beni öldürmek için mi cosplay yaptın?1

“Yapmana gerek yok!”

Hayır. Kesinlikle yapa…..”

Kahretsin, sana gerek yok dedim! Hüsranla elimden geldiğince sert Felix’i iterken çığlık attım.

“Hayır!”

Ah, ellerim. Neden ittiren benken itilen hala benim.

Hareketlerimle şaşırdığını gördüm ve daha da suçlu hissettim. Eh, eğer yapmasaydım gidip gerçekten Claude’a söyleyeceğini hissettim.

“Eğer babaya söylersen seni gerçekten sevmeyeceğim. Gerçekten gerçekten senden nefret edeceğim! Sana artık onu görmek istemediğimi söyledim!”

Felix sanki bir şey söylemek istiyormuş gibi ağzını açtı. Ancak ben daha fazla dinlemek istemedim. Her halükarda beni daha da hüsrana uğramış hissettirecek şeyler söyleyecek! Ve ben cidden, bayağı, gerçekten rahatsızdım. Gahhh, kaçacağım!

Arkamı döndüm ve Felix bir şey söyleyemeden önce kaçtım.

“Prenses!”

Lilly’nin titreyen sesini duydum ama bu kaçışımı durdurmaya yeterli değildi.

Peki kaçtığım yer neresi mi, şey…….

Benim odamdı.

Off. A-ama daha iyi bir seçeneğim yoktu! Dışarı çıksam bile saklanabileceğim bir yer yoktu ve saraydan ayrılırsam da Lilly çok fazla endişelenecekti.

Onu neredeyse ağlattım ve onun daha fazla endişelenmesini istemiyordum.

Huysuz hissederken masaya oturdum ve [Obelia’nın Tarihi] kitabını açtım. Biraz sonra Lilly geldi.

“Prenses.”

“Bunu okuyacağım.”

Ühhü, üzgünüm. Ama beni şuan yalnız bırak. Konuşacak ruh halinde değildim.

Lilly ne söylemeye çalıştığımı anlamış gibiydi, sessizce odadan ayrıldı.

“Ehhaaahhheuuuu.”

O ayrıldıktan hemen sonra kafamı kitaba gömdüm ve tüm vücudum sarsıldı.

 Ne yapacağım şimdi? Odaklanamıyorummmmm. ÜHÜ… ühü… ühü ühü ühü….

Felix az önce yaptığım şeyleri Claude’a söylemeyecek, değil mi? Acil ateşi söndürdüm ama herhangi bir zaman ateş tekrar tutuşabilir. Birisi benim için bir şey yapsın bu duruma! ÜÜÜHHÜ.

***

Ertesi gün yorgun suratlarla buluştuk. Sanırım hiçbirimiz iyi uyumadık.

Felix ve Lilly benim yüzümden iyi uyuyamadı ve benim içinde sebep aynıydı. Hepsi Felix ve Lilly yüzündendi.

Erkenden uyuyormuş gibi davrandım ve Lilly’nin kafamı okşarken söylediklerini duydum, bu beni daha da fazla suçlu rahatsız hissettirdi. Hep ‘Bayan Diana her zaman prenses Athanasia ile birlikte’ ve ‘Bayan Diana prenses Athanasia’nın bu kadar iyi ve güzel büyüdüğünü görseydi çok mutlu olurdu.’ gibi şeyler söyledi.

En başta Diana’yı görmek istediğimi söylememeliydim!

WHAHAHHAHA! Çocuklar görüyorsunuz, mırıldanmak çok tehlikeli. En kötü durumda ölebilirsin bile.

“Şimdi ayrılmalıyız.”

Lolipopumu yalarken Felix’i görmek için yukarı baktım2. Claude beni görmeyi emrettiğinden geç kalmamak için ayrılma zamanıydı.

Hah. O piç hiçbir zaman beni görmeye Yakut sarayına gelmedi ve ona gelmemi emretti.

Gitmek istemiyordum, ama gitmemezlik yapamazdım. Yapsaydım……. Belki de bu dünyada olduğum son gün olurdu. Hiiinng.

Ama beni şimdiye kucağına alması gereken Felix tereddüt etti. Neden olduğunu düşünürken yukarı baktım ve hemen ardından nedenini anladım.

Aman aman. Bu abi ne yapacağını bilmiyor. Onu itip çığlık atmam büyük şok olmuş olmalı. Felix kolayca elini uzatamıyordu ve tereddüt ediyordu.

Elbette. Onu anlıyorum.

Çocuk ya da yetişkin olman fark etmeksizin sertçe kavga ettiğin kişiye yaklaşmak zordu. Özellikle bu kişi seni iten kişi olduğunda.

Lolipopum ağzımda sessizce Felix’i izledim. Ardından lolipopu tutmadığım elimle kıyafetini tuttum ve hafifçe çektim.

“Athy’nin bacakları acıyor.”

Çare yok. Özre liderlik edeceğim. En başta Felix’in hatası değildi ve ben de dün çok ileri gitmiştim.

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Aklıma daha iyi bir şey gelmiyor :( önerisi olan var mı?
  2. Burayı ilk başta ‘Yukarı baktığımda Felix’in lolipop yaladığını gördüm’ diye çevirdiğimi biliyor muydunuz? :D Beynim bunun çok mantıklı olduğunu nasıl düşündü bilmiyorum gerçekten.