ATHANASİA BÖLÜM 33

Felix biraz hareket ettiğinde okuduğu kitabın başlığına bir bakış attım, 『Sosyal teori 中』. Bay Beyaz köpeğe söylediğim kitaptı.

“Uhh huh. Bitirdiysen benimle oyna.”

Benimle oynamak için ayağa kalkacak Felix bana üzgün bir gülücük attı.

“Üzgünüm prenses. İşimi henüz bitirmediğimden şimdi oynamak zor olacak.”

“Uzun sürecek mi?”

“Bunu okuduktan sonra 50 Atlantan kelimesi ezberlemem gerekiyor.”

Bir şey yanlıştı. Bu abi neden birden bire böyle oldu?

“G-gerçekten mi? Ama neden yapacaksın?”

Bu duygular yüzünden sorduğumda Felix kafasının arkasını kaşıyarak cevap verdi.

“Dürüst olmak gerekirse, o gün çok etkilendim.”

“Hmm?”

“Prensesin bana arkadaşım demesini beklemiyordum.”

Terlemeye başladım.

Demek istediğim, Bay Beyaz köpeğe öyle dedim, ama…… Gerçekten onu kastetmedim. Hııh. Oh yo, suçlu hissetmeye başlıyorum.

“Bu yüzden karar verdim. Utandığın bir arkadaşın olmayacağım.”

Kendine güvenen sözleriyle paniklemeye başladım. Bekle, bekle. Çalışmanın benim arkadaşım olmanla ne ilgisi var?

Çatık kaşlarla düşünürken kafamda ani bir düşünce parladı.

‘Athy ondan daha aptal arkadaşlardan hoşlanmıyor.’

“……”

O zaman söylediğim sözlere çenem düştü.

“O yüzden elimden geleni yapacağım prenses.”

Parlak ışıltılı köpek yavrusu gözleriyle ter döktüm. N-ne? Yani benim için mi çalışıyorsun? B-benden daha aptal arkadaşlardan hoşlanmadığımı söylediğim için mi? O cümle Bay Beyaz köpeği yenmek içindi!

“Yani…… Bunları yapmasan da Felix Athy’nin arkadaşı?”

“Olmaz. Bu kadarı prensesin arkadaşı olmak için normal.”

“G-gerek yok.”

“Ben, Felix Robain yeni bir Felix olarak doğacağım.”

Felix inatçılığa devam etti. Eliyle yumruk yaptı, alev alıyordu. Elveda diyerek odadan ayrılmak dışında yapabildiğim bir şey yoktu.

O-oh, hayır. O saf abiyi yine kandırmışım gibi hissediyorum. Neden bu kadar masum?!

Felix’in parlayan gözlerini düşündüğümde suçlu hissediyordum. Kahretsin. B-böyle olsun istememiştim!

Bahçeye geldim ve yüzümü yıkadım. Ahhh! Gerçekten! Bu abiyle ne yapmalı! Elbette o aptal sözleri söylemek benim suçumdu. Ühü. Aptal ben. Athy bir böcek. Ühü ühü.

Hışır.

Ardından çalılarda hışırtı sesi duydum. Sesle yüzüme su sıçratmayı bıraktım.

Huh? Bu ne?

Yeşil sarmaşıklarda biraz siyah kürk gördüm.

Ne olduğunu merak ettim. O neydi? Toz? Ama az önce hareket etmedi mi?

Hışır.

Hııh. Siyah tüylü şey tekrar hareket etti. İçimde büyüyen merakla yavaş, sessiz adımlarla yaklaştım. Siyah kürkle çalıları iterek yolumdan çektim ve…..

“Hııııh, tatlı!”

Büyük yuvarlak gözler bana baktı. Hııh, bu da ne? Peri? Bu tatlı yaratık da ne? Bu siyah kürklü yaratık köpek ya da kedi değildi. Ne olduğunu bilmiyorum ama çok tatlı!

“Sana yemekçik vereceğim, gel buraya.”

Yakut sarayında böyle bir hayvan mı yaşıyordu? O kadar heyecanlanmıştım ki bebek yaratığa elimi uzattım. Ona dokunmak istiyorum! Onu okşamak istiyorum!

Ama o şey bana bir süre baktı ve ardından kaçtı.

“Ah, bekle!”

Kürklü şey hızla çalılara koştu. Ahh, hayır! Önce sana dokunmama izin ver!

Siyah kürkü kovalamaya başladım.

“Blackie!”

Çoktan sana isim verdim. Rüyamdaki güzel abla dışında ilk defa biriyle ya da bir yaratıkla aramda kader olduğunu hissediyorum!

“Blackie, neredesin?”

Cık cık, gel buraya. Gel buraya, uzun zamandır kovalamaca oynadık zaten. Sana yemekçik vereceğim ve kürkünü tarayacağım.

Blackie için sıklıkla gitmediğim yerleri aradım.

Ah! Orada! Siyah kürk! Yavaşça ona doğru yürüdüm ve siyah kürkün üstüne atladım.

“Yakaladım!”

“Ugh!”

Ama duyduğum son şey bir adamın sesiydi.

Hıııh?! Blackie değil mi? Ama merakımı ifade edemeden önce, sadece çığlık atabildim.

“Waack!”

Bekle! Düşüyorum, düşüyorum!

Hışır!

Yaprak ve dikenlerin tüm vücudumu çizdiğini hissettim. Tüm ağırlığımla kendimi fırlatmışım gibi küçük bir hasar değildi.

Owww. Ah! Dikenli çalıların cildimdeki çiziklerinin acısından bir süre olduğum gibi kaldım.

“Ugh. Bu ne böyle aniden?”

Duyduğum şey bir adamın alçak sesiydi. Nemli gözlerimle sesin geldiği yere baktıktan sonra nefes almayı kestim.

“Hey, acıtıyor. Saçımı çekmeyi kes.”

Güle benzeyen oldukça güzel koyu kırmızı gözlerdi. Korku filmindeki karakterlerdeki kırmızı gözler gibi olduğundan korkutucu olabilirdi ama şu anda sadece güzel olarak tanımlayabiliyordum.

Yani saçınla ne yapıyordum……

“Şimdi in üstümden.”

“Hııh.”

AMANTANRIM saçını çekiyordum! Dahası düşüşün ardından onun üstündeydim. Şimdi acının neden düşündüğüm kadar büyük olmadığı mantıklı geliyor.

Şok içinde anında geri çekildim. Ardından adam beklediği gibi ayağa kalktı ve bileğine dokundu.

Görünüşe göre onun üstüne atladığımda büktüm. Ensesine dokunurken kaşlarını çattı.

Ve aşağı baktığımda muhtemelen saçı olan birkaç siyah ip gördüm.

Haha……. Şimdi düzgünce bakınca Blackie’nin aksine mavi ışıkla karışmış siyah saçlardı.

Haberi yokken saçını çimenlerin üstüne bıraktım.

“Bu küçük şey ağır.”

Her neyse, neden bu abi oyuncak bebek gibi görünüyor.

“Sen kimsin?”

17, 18 yaşında gibi görünüyor? Liseli gibi görünüm, insanların kalplerini çaptıracak kadar güzel bir liseli.

Ama kadınlar için olan ‘güzel’ gibi değil…… Geçmiş yaşamımdaki arkadaşımın söylediği o idol gibi. Tek kelimeyle yakızel, yakışıklı ve güzel.

“Sen kimsin abi? Herkes gelemez buraya.”

“Ben herkes değilim. 

Burada mı çalışıyor. Bu yüzden burada. Ama Yakut sarayı erkekleri yasaklıyor yani buraya gelemez.

Tabii ki Claude’un kişisel olarak bana bakmasını emrettiği Felix hariç. İki yıl oldu artık ama buralar sakin olduğundan çok bir şey yapmadı.

Bu yüzden beni Claude’a teslim ediyor ve Lilly meşgulken benimle oynuyordu sadece.

“Görünüşe göre soydan geliyorsun. Kailum’un ne zaman kızı oldu?”

Bu abi ne diyor? Burada yaşayan tek çocuğum tabii ki soydan geliyorum. Ve ne? Kailum? Daha önce bir yerde mi duymuştum?

“Kaç yaşındasın?”

“Ben, 7.”

Bekle. Neden sorularını cevaplıyorum?

Cevapladığımı bile fark etmeden doğrudan sorularını cevaplıyordum.

Asil kanından olduğumu biliyordu ama umursuyor gibi görünmüyor.

Şimdi gerçekten kafam karışmıştı. Cidden o kim?

“Abi, sen kimsin gerçekten? Burada ne yapıyordun?”

Sorumu duyunca sol elini tuttu.

“Bunu yakalıyordum.”

“Blackie!”

Elinde zorlukla aradığım şey vardı. Bana bakan altın gözler parıldadı.

O şey ses çıkardı ve kurtulmak için vücudunu salladı ama kızıl gözler benden ona taşınınca durdu.

“O senin mi, abi?”

“Bunu ilk defa mı görüyorsun yoksa?”

Bu ne biçim bir soruydu? Elbette. Bu yüzden sana sordum. Blackie’yi bu gün ilk defa gördüğüme şaşırmış gibi konuşuyordu. Ne. Blackie’yi almaya gelmedin mi?

“Prenses!”

Huh? Ama bana tanıdık gelen bir ses duydum. Bu Felix’in sesi? Çalışmak için beni bıraktığına pişman olmuş olmalı. Ya da belki de Lilly ona beni bulmasını söylemiştir.

Bu yabancıyla yalnız kalmak tuhaf olduğundan Felix’e seslenmeye karar verdim.

“Fel……”

Şık.

Bu adam parmaklarını şıklattıktan sonra inanılmaz bir şey oldu.

“Nereye gitti?”

Hışırtı sesiyle gelen Felix gözlerimiz buluştuğu halde arkasını döndü. Ayrıca hala beni arıyormuş gibi kafasını birkaç kez etrafta çevirdi.

“Fe-Felix?”

Adını çağırdığım zamankiyle aynıydı.

Şık.

O adam yine parmağını şıklattı. Ardından Felix bir şey düşünmüş gibi konuştu.

“Ah! Doğru. Sadece 10 Atlantan kelimesi ezberledim. Prensesi bulmaya daha sonra gitmeliyim.”

Ardından Felix beni aramaya başka yerlere gitti.

“Bulunsaydık sinir bozucu olurdu.”

Felix’in gidişini zihinsel çöküşle gördüm.

“Özellikle Obelia’nın piçleri insan gördüklerinde çılgın gibi davranıyorlar.”

Önümdeki adam sadece düşünmesi bile sinir bozucuymuş gibi bir surat yaptı ve bakışlarını bana çevirdi.

“Bu yüzden burada elimden geldiğince sessiz kalmaya çalıştım ama senin tarafından keşfedildim. Ne yapmalı.”

Ardından bir şey hakkında düşünürken bir süre yüzümü inceledi. Blackie’nin sesler çıkarırken kurtulmak için çırpındığıı gördüm. Ancak ben başka bir şeye odaklanmıştım.

“Hey.”

Kalbim öncekinden daha hızlı atıyordu.

“Az önce ne yaptın?”

“Sadece bazı sinir bozucu şeylerden kurtuldum. Ama bu garip. Beklentilerim dışında mana zayıf ve hisler de zayıfladı.”


Her şeyin aşırı pahalı olduğu dönemde siteye katkıda bulunmak ister misiniz? O zaman lütfen AdBlock’u bu sitede durdurun ve bana yardımcı olun. İyi Okumalar~~

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>