ATHANASİA BÖLÜM 34

Sanki vücudu istediği şekilde hareket etmiyormuş gibi kaşlarını çattı ve birkaç kez elini yumruk yaptı. Heyecanla bağırdım.

“Büyücü müsün?”

Sesim heyecanımı gösteriyordu. Ona biraz daha yaklaştım ve parıldayan gözlerle baktım.

“Ne, ugh sinir bozucu. Neden, ilk defa mı görüyorsun?”

Bana tuhaf bir çocuk görüyormuş gibi baktı.

O saray büyücüsü mü?! Nasıl etrafta böyle dolaşabildiği şimdi mantıklı geliyor!

Obelia bile sadece birkaç büyücüye sahipti, bu yüzden imparatorun sarayındakilerle bile elli büyücüden az var diyorlar.

Elbette Claude’un büyü kullanabildiğini duydum ama bana bir kez bile göstermedi o yüzden boş ver onu.

Bu kişinin düşündüğüm gibi inanılmaz bir insan olduğunu hissetmeye başladım.

“Başka, başka şeyler de yapabilir misin?”

Çok mutlu davrandığımda o gözler çok garip bir şey görmüş gibi değişti. Gülse mi gülmese mi bilmeyen bir suratı vardı, ardından tek kelimeyle etmeden elini kaldırdı.

“Böyle mi?”

Elini şıklattı ve etrafımda baloncuklar belirdi.

“Wahhh!”

Az önce! Elinden! Baloncuklar çıktı!

Bana büyük, havalı şeyler gösterecek sanmıştım ama oldukça küçük bir büyüydü. Ancak baloncuklar çağırmaya devam ettikçe gerçek 7 yaşındaki bir çocuk gibi heyecanlanmaya başladım.

Net baloncuklar etrafımda belirdi ve yüzmeye başladı. Güneş ışığının altında doğal olarak parlıyordu. Rüzgâr estiğinde baloncuklar bana yaklaştı.

Onları yakalamak için ellerimi salladım. Ardından balonlar sabunsu bir koku bırakarak patladılar. Ah, iyi kokuyor.

Ama sadece ben miyim? Boğulmuş hissediyorum……

“Hav!”

Aniden oynadığım baloncuklar öylece kayboldu. Sanki rüya görmüşüm gibi gözlerimi açtım. Huh? Ne zamandır gözlerim kapalı?

Qu-quing. Quing……

Ama biraz önceki köpeksi ses…… Biraz önce havlama canavar sesi gibiydi ama şimdi sızlanmaydı.

“Hah. Ne bu.”

Bakışlarımı adama çevirdim ve şaşırdım.

“O işe yaramaz yetenekle yoluma mı çıktın?”

Adam mırıldanıp Blackie’ye bakıyordu. O gözler buz kadar soğuktu.

“Seni küçük zayıf canavar. Sadece öldürsem mi?”

Blackie sızlanmaya başladı.

Hiçbir şey bilmiyordum ama Blackie’yi kötü davrandığından emindim.

“Blackie’ye kötü davranma!”

Blackie’mize kötü davranamazsın. Küçük hayvanlara kötü davranan insan! İnsan çöpü! Ateş geçirmez çöp! Geri dönüşümü imkânsız!

“Abi Blackie’nin sahibi değil, değil mi?”

Blackie’nin sahibi olmadığından emin bir şekilde sordum. O surat duygusuzlaştı.

“Bu şeyin sahibi sensin. Ne hakkında konuşuyorsun?”

Uzaktan anlamsız gelen kelimeler konuşuyordu. Sahibi ben olsaydım en başta senin mi diye sorar mıydım?

“İlk defa büyücü görüyorsun, aynısı kutsal hayvanlar içinde geçerli. Kayada mı yaşadın?”

Ama beni deli zannediyordu. Yani biraz kızıyorum şu an?

Ardından bir şey yanlışmış gibi kaşlarını çattı ve sordu.

“Gerçekten Kailum’um kızı mısın?”

“O benim babam değil!”

Sana en başında söylemek istedim! O eski imparatorların ismini söyleyerek ne yapıyorsun?

“Hayır? O zaman gerçekten öyle mi? Görünüşe göre planladığımdan daha uzun uyumuşum. Onun oğlumum adı şeydi…”

Hüsran dolu bir ifadeyle kafasını tuttu ve sonra hatırlamak istediği şeyi hatırlamış gibi bir ifade yaptı.

“Ah, doğru. Aetherunistas. O zaman o piçin kızı mısın? Kailum akıllı bir adam olsa da oğlu ve kızı…”

Bu sefer çok iyi bildiğim bir isimdi. Aetherunistas. İsminin anlamı ‘sonsuzluk’ olan üç nesil önceki imparatordu.

“Ne hakkında konuşuyorsun? Babamın adı Claude!”

Tamam, kayada yaşadığımı söyle. O zaman sen o kayanın altındaki toprakta mı yaşadın? Üç nesil önceki imparatorları mahallendeki çocuktan bahsediyormuş gibi çağırarak ne yapıyorsun?

Ah! Kailum ismini şimdi hatırladım. Çok çabuk öldüğünden tarih kitaplarında bile bulması çok zor olan Aetherunistas’dan önceki imparator değil mi?

“Claude?”

“Evet!”

“Bekle, bu gerçekten şuan ki imparatorun adı mı?”

“Evet!”

Hııh. Yani bu çılgın adamla bahçede yalnız mıyım?

Sinirle bağırdım ve ne yaptığımı fark ederek anında çenemi kapadım.

U-um şimdi gitmem gerektiğini düşünüyorum. Yapılacak önemli şeylerim olduğunu hatırladım da……

“Ahahaha!”

Ama bu adamın ani kahkahaları kulaklarıma geldi. Bakışlarımı sesin geldiği yere yönelttim. Dinliyor musun? Sessizlikten aniden gülmeye başladığında korkutucu olması gerekiyordu ama belki de kahkahaları çok parlak olduğundan hiç korkunç değildi.

“Haha! Bu ne! Daha önce hiç böyle bir şey görmedim. Ben gittiğimde dünya çürüdü mü?”

Ve ben onun parlak gülümseyen yüzüyle afallamıştım. Eğer sana bu yönden bakarsam ergenliğinde bir genç gibi görünüyorsun. Gülümseyen suratı genç bir oğlan kadar parlak olduğundan mı?

Biraz önce Blackie’ye dik dik baktığı zamandan daha olgundu bu yüzden şimdi gerçekten kaç yaşında kafam karışmıştı.

“Huh?”

Ama aniden gülmeyi bıraktı ve yüzümü inceledi. Hafif bir gülümsemesi olan yüz ciddiyetle bozulmuştu.

“Bekle.      

Yüzüme dokunmaya bile başlamıştı.

N-ne yapıyorsun? Bugün gördüğün bir kızın yüzüne nasıl böyle davranırsın?!

“Hmmm?”

Bu sırada Blackie adamın kollarından çimlere zıpladı.

Ama Blackie kaçmak yerine kollarıma atladı. Hııh. Bu harika. Eğer önümdeki adam burada olmasaydı daha da harika olurdu.

“Bu da ne?”

Kafamı farklı yönlere çevirerek yüzümü inceledi. Bana yakın kızıl gözler derinlerime, belki de ruhuma bakıyor gibiydi.

Onu itemedim çünkü sanki ruhumu tutuyor ve kontrol ediyormuş gibi hissettim.

“Bu inanılmaz. Daha önce böyle bir şey hiç görmemiştim.”

Kızıl gözler ilgiyle parlamaya başladı. Bense açan bir çiçek gibi canlanmaya başlayan gözlerine boş bir şekilde baktım.

“Şu günlerde sıkılmıştım ama şimdi ilginçleşiyor.”

İnsan duyguları olmayan oyuncak bebek hareket etmeye çalışıyor gibiydi…… Ama şimdi oyuncak bebeğin insana döndüğünü hissettin.

“Ne yapmalı.

Ama yakında sonraki sözleriyle çok şaşırmıştım.

“Seni hayatta mı tutsam?”

Umm, hey……? Bu endişe gerçekten benimle alakalı mı?

Bu dünyanın nesi varda Claude ve bu piç benim hayatımda?!

İlke gelen şeyin korku değil de bu dünyanın çılgınlığı oluşu hiç mantıklı değildi.

Ya da belki de gözleri çok saf olduğundan sözlerine inanmadım. Her neyse, deli mi gerçekten?

Qing.

Ama o zaman kollarımdaki Blackie sızlanma sesi çıkardı. Sesle bir kez daha üstümdeki bakışlar ona döndü.

Ama adam Blackie’ye haince gülümsedi.

“Tamam. Sana ne olduğunu söyleyeceğim. Bugün iyi hissettiğimden.”

Hayır, artık merak etmiyorum. Merak yok, cevap yok. Gidemez misin şu an ya? Ama sonraki sözleri anında ilgimi yakaladı.

“Bu senin manandan doğdu.”

Ne, benim manam?

“Benim manamdan doğdu?”

Şüpheli hissederek sorduğumda bana tekrar bir aptala bakıyormuş gibi baktı.

Ve elbette titredim. S-seni piç! Bana burada dahi gibi davranıyorlar nasıl olur da bana aptal muamelesi yaparsın?

“Bu yüzden soydan gelsen bile manan yok. Baban söylemedi mi? Bu gözlere bakarsak tam kraliyet kanlı olmalı. Adı Claude olmasına rağmen imparatorun kanından olmalı. Adının Claude olması dışında Aetherunistas’ın kişiliğinin oldukça kötü olduğunu biliyorum ama bu beklediğimden daha fazla.”

Önce hangi kısmını düzeltsem bilemedim.

İlk olarak, Claude’dan soydan gelenin manası gibi şeyler duymadım ikinci olarak Claude Aetherunistas’ın oğlu değil. ÜÇ nesil öncenin imparatoru olduğunu söylememiş miydim?

“Ah, gerçekten sinir bozucu oluyor.”

Sadece birkaç kelime konuşarak sinir bozucu olduğunu söyledi, bu piç!

“Yani Blackie’nin manamdan doğan kutsal hayvan olduğunu mu söylüyorsun? Kutsal hayvan ne?”

“Kutsal hayvan……”

Konuşurken bir süre düşündü.

“Mananın kristali olduğunu düşünebilirsin.  

“Mananın kristali?”

“Vücuduna emilecek ve mananın kristali havadar ışığa dönüştüğünde özgürce büyü kullanabileceksin.”

‘Bu şeyleri de açıklamam gerekiyor’ diyen bir surat yaptı ve devam etti.

“Ve kutsal hayvan mana tabağından taşanlardan başkasından doğmaz. Yani manadan yapılmış bir yaratık.”

Sözlerini duyunca kafamda bir zil çaldı.

“Bu yüzden genellikle sahibine yakındır ama bu hayvan utangaç görünüyor.”

Yani basitçe bu çok harika olduğum anlamına geliyor, değil mi? Bu yüzden manam benden kaçtı, değil mi? Çünkü manam çok güçlü. Güvenliğim için çok fazla!

“Yüce bir büyücü olduğumu mu söylüyorsun?”


Merhabalar J Bu siteyi kurmamın üzerinden bir yıl geçti ve bir şeyler yazmak istedim birden. Bu siteyi ve çeviri yapmayı seviyorum. Çevirdiğim yazıları okuyan ve en az benim kadar keyif alan başkalarının olması çok hoş. Yorum yazdığınızı görmek beni çeviri yapmaya devam etmeye teşvik ediyor. Ancak bazı sebeplerden dolayı bu seriye olan hevesim oldukça kırıldı. Haftalık bir bölümü atmayı bırakmayacağım ama umarım yorum yapmaya devam ederek hevesimi geri kazanmama yardımcı olabilirsiniz. Herkese iyi günler ve iyi okumalar. Sağlıcakla kalın…

Her şeyin aşırı pahalı olduğu dönemde siteye katkıda bulunmak ister misiniz? O zaman lütfen AdBlock’u bu sitede durdurun ve bana yardımcı olun. İyi Okumalar~~

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>