ATHANASİA BÖLÜM 40: KEDİLERİN 9 CANI VAR DİYORLAR. NEDEN BENİMKİ BİR?

Yoğun miktarda acıyla uyanmaya zorlandım.

“Majesteleri, prenses gözlerini açtı!”

Ardından acele bir ses kulaklarıma geldi.

“Prenses, beni görebiliyor musun? Kim olduğumu biliyor musun?”

Hafızamı kaybetmedim. Tabii ki biliyorum abi. Yani bağırmayı kes. Ben gerçekten…… Gerçekten……

“Uwuu.”

Ardından nefes alması zorlaştı. Uzanırken ağızımı açtım. Felix konuşmam için beni teşvik ediyormuşçasına kafasını salladı. Ancak ağızımdan çıkan sorusunun cevabı değildi.

“Wahhh……!”

Öhö öhhö, ölüyorum! Ciğerlerim patlayacak! Wack, ack ack!

“P-prenses!”

Şuanda ölüyormuş gibi hissediyorum o yüzden prenses demeyi kes, Wahh.

Ağlamaya başlayınca Felix paniklemiş gibi görünüyordu. Şimdi uyurken bile ağlıyorum gibi göründü. Çünkü ağlamasaydım yüzüm bu kadar ıslak olmazdı.

“Acıyor, eeuk. Oww………”

Göğüsüm yanıyor gibi acıyordu. Sütümde zehir vardı, değil mi?! Değil mi?! Neden bunu bana yapıyorsun? Yanlış hiçbir şey yapmadım. Bu çok zalim. Wahhh.

“Ne yapmalıyız, majesteleri?”

Evet, göle düştüğüm zaman dışında hiç ağlamadığımdan bu anlaşılırdı.

Ama boş ve onu, gerçekten gerçekten çok acıtıyor. Ciğerlerimi matkap deliyormuş gibi hissettiriyor.

Wahh. Ölüyor muyum? Sadece 7 yaşındayken? Claude’a hiç küfretmemişken?

“Sizi onu iyileştirmeniz için çağırdım ama bu ne? Durumunun daha da kötüleşmesi için ona ne yaptınız?”

“Daha da kötüleşmedi. Prenses baygın olduğundan hissetmiyordu sadece. Ayrıca bu durum benim için yeni…… mana ile ilgili gibi ama sebebini bulam……”

“İşe yaramaz piç.”

Ben ağlıyorken, Claude oradaki diğer kişiyle konuşuyordu. Kan kusup bayıldıktan sonra doktor getirmişsin gibi görünüyor.

Ama hiçbir şey anlamıyorum. Ah, her neyse! Çabuk kurtar beni! Öleceğim, wahh.

“Bu yüzden sana bir yol bulmanı söyledim ama utancını nasıl itiraf ettiğine bak. Başka büyücü getirin.”

“Ö-özür dilerim majesteleri. Ancak tüm yapabildiğim bu. Diğer büyücüler artık yardımcı olam……”

“Ölümünü mü arıyorsun?”

Claude’un sözleriyle diğer adamın nefesini tuttuğunu duydum. Ama neden orada öylece titriyorsun bayım?

“Evet, sarayımda böyle işe yaramaz büyücülere ihtiyaç yok.”

Ağlarken bile Claude’un buz gibi bir ifadeyle konuştuğunu hayal edebiliyordum.

“Bu sözleri tekrar papağan gibi tekrarlarsan gelecek olaylar için hazır olsan iyi edersin.”

Claude’un önünde eğilen adam benim bile görebileceğim kadar titremeye başladı.

“Büyücü getirin. Ayrıca onu hapishaneye kilitleyin.”

“Yapacağız, majesteleri.”


Her şeyin aşırı pahalı olduğu dönemde siteye katkıda bulunmak ister misiniz? O zaman lütfen AdBlock’u bu sitede durdurun ve bana yardımcı olun. İyi Okumalar~~

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>