ATHANASİA BÖLÜM 9

Ne, burası da neresi be?

Etrafa bakındım, biraz paniklemiştim. Sadece yürüyüp çiçeklere bakınıyordum ama kafamı kaldırdığımda buradaydım. Daha önce hiç görmediğim bir yer.

Sonunu göremeyeceğin kadar büyük olan bahçede sadece çiçekler ararken nasıl oldu bu? Dahası sadece bir yönde yürümediğim için geri de dönemiyordum.

Bu hayatta ilk kez evsiz olmuştum. H-hadi sakinleşelim. Saray çok büyük olduğundan kafamı kaldırıp baktığım sürece görebilmeliyim.

Elbette, düşüncelerimde haklıydım. Kafamı kaldırır kaldırmaz sarayın büyük duvarını gördüm. Kollarımdaki çiçeklerle koşmaya başladım.

“Vu ne ne? (Bu da ne?)”

Ama geldiğim yer Yakut sarayı değildi.

Hiç kimsenin olmadığı bir yerdi. Biraz boştu. Hayır, benim sarayımdan bile da fazla! Aşırı derecede boştu.

Burasını kimse kullanmıyor mu? İyi temizlenmiş gibi görünüyor.

Çiçek aramaktan başka bir şey yapmazken ait olduğumdan başka bir saraya gelmiş olmam hiç mantıklı değil.

Hmm, bekle… Hiç kimse bu sarayı kullanmıyor mu?

“Oh?”

Gözlerim aniden parıldadı. Kimse bu sarayı kullanmadığından belki de ben kullanabilirim. Tesadüfen değerlilerimi nerede saklasam diye düşünüyordum ben de, bence bu kader.

Şimdiye kadar onları ayırdım ve Yakut sarayında sakladım ama bunun da sınırları var. Ayrıca Lilly’nin baş hizmetçiye olan ziyaretinde garip bir şeyler olduğunu hissediyorum.

Sessizce nefesimi yavaşlattım ve sarayın etrafındaki tüm detaylara baktım. Ardından parmak ucumda hareket etmeye başladım.

Araştırmamdan anladığım kadarıyla burası oldukça iyi temizlenmişti ancak tek bir karınca bile gözükmüyordu. Muhtemelen burası önceki imparatorun kullandığı ve sadece temiz tutulan bir saraydı.

Bu demek oluyor ki sadece hizmetçilerin temizliğe geldiği zamanlarda dikkatli olmam gerekiyor. Ayrıca benim sarayıma da oldukça yakın. Ahh, kimse benim şansımla kapışamaz.

İşte bu şekilde unutulmuş saray değerlilerimin gizlenme yeri haline geldi.

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>