Beware of the Brothers: Bölüm 1

Hari Bölüm 1: Neden her şey yeniden tekrarlanacak?

“Lütfen iyi dinlenin hanımım.”

“Evet, bunun için teşekkür ederim.”

Kapıda saygıyla eğilen hizmetçiye her zamanki gibi gülümsedim.

Hizmetçi odadan ayrılır ayrılmaz derin bir nefes verdim ve duruşumu rahatlattım.

Oh, çok iyi hissettirdi. Bugün düşünecek çok fazla şeyim vardı bu yüzden daha da yorgun hissettim. Banyo ve masaj vücudumu daha da tembel ve uykulu hissettirdi.

Şimdi düşünüyorum da, bugün hizmetçiyle son günüm olacak. Yarın bu konaktan ayrıldığımda bir daha geri dönmek gibi bir niyetim yok.

“Yarın sabah ona veda edeceğim.” Kendi kendime mırıldandım ve çay fincanını dudaklarıma getirdim.

“Ah, çok sıcak!”

Şoktan neredeyse hizmetçinin az önce getirdiği çayı tükürecektim. Tek seferde aklımı çok fazla şeye odakladım ve dikkatsizleştim.

Üçüncü kardeş davranışlarımı görseydi dalga geçip ‘Ernst ailesinin zarafetine ne oldu?’ derdi.

Ugh, sadece hayal etmek bile ruh halimin içine ediyor. Ama bu olamaz, yapamam! Yarın hayatımın en önemli günü olacak bu yüzden kalbimi sakinleştirmeliyim.

Çay fincanımı bıraktım ve kafamı kaldırdım. Hizmetçi gelmeden önce takdir ettiğim eşyaya baktım.

Kör edici güzellikteki gelinlik duvara asılmıştı. Gözlerimi elbiseye yerleştirdiğim anda kalbim çabucak tekrar huzurunu buldu. Şu an beni daha hızlı sakinleştirecek başka bir şey yoktu.

Evet, yarın bu gelinliği giyecek ve güzel bir bahar gelini olacağım.

Bu düşünceler aklımdan geçtikçe kalbim gümlemeye başladı.

Elbette, bu bir sorun.

Üç erkek kardeşimin altında tüm hayatım boyunca her zaman hayatta kalmamı sağlayacak her şeyi yaptım. Yarından sonra tamamen sona erecek.

Gözlerimde nemin toplandığını hissettim.

‘Göz yaşartan hayat hikâyemi duymak ister misiniz?’

Benim adım Hari Ernst. Yedi yaşındayken Ernst ailesi beni aldı ve geçtiğimiz yirmi yılda erkek kardeşlerimin stres topu oldum.

Tek kızları ‘Arina Ernst’ öldükten sonra tıpkı ona benzeyen beni evlat edindiler.

Benim gibi sokaklarda yaşayan bir yetimin varlıklı Ernst ailesine evlat edinilmesi büyük bir şans vurgunuydu. Ama benim için talihsizliğin kaynağı oldu.

Çünkü beni seven ebeveynler beni evlat edindikten bir sene sonra vefat etti. O günden itibaren beni sonuna kadar taciz eden üç erkek kardeşimle kalmak için her türlü yolu kullandım.

Düğün günüme gelebilmek için tüm bu yıllarda kan gözyaşları döküyordum.

İkinci ve üçüncü kardeşlerim aniden içki kokarak odama daldıklarından bana büyük bela çıkarmışlardı. Neden evlendiğim için çok mutlu olduğumu tartışmaya başladılar.

“Nasıl olmam, Humph? Eğer benim yerimde olsalardı uçacak kadar neşeyle atlardılar!”

İkinci kardeş gelinliğimi seçmeme yardım etti.

Doğal olarak ona doğrudan söylersem tamamen inkâr ederdi. Ama beni etrafta dolaşıp gelinlik seçmeme yardım edecek kadar sevdiğini düşünüyorum.

Bugün bile, üç kardeşimin ağzından tek çıkanlar lanetler ama geçmiş 20 yıl boşa gitmedi.

Tüm o uzun yıllarda zavallı bir eşek olup sırtıma çıkmalarına izin verdim.

Biri bana para teklif etse bile bu şeyleri tekrar deneyimlemek istemem! Bunun yerine bana savaşta savaşmamı isteseler daha iyi.

Her neyse, evlendiğimde bir daha bu korkunç eve dönmeyeceğime sağlam bir kalple karar verdim.

Açıkçası evliliğim çok geç geldi.

Şu anda 27 yaşındayım. Genellikle insanlar 20 yaşlarının başında evlenirler. Atlanta’daki tüm insanların arasında yaşlı hanımların arasına oldukça iyi uyuyorum.

Kraliyet ailesiyle müttefik olan Ernst ailesinin parçası olsam da vücudumda akan bir damla kanları yok, bu yüzden uygun bir gelin adayı olarak seçilmedim.

Ancak genç yaşı dikkate alındığında oldukça yetenekli olan en büyük kardeşimiz beni iyi bir asil ailesiyle evlendirdi.

Asil aile isminin yanı sıra müstakbel kocam oldukça yakışıklı ve koca materyali olarak karakter puanı oldukça yüksek.

… Umarım, üç kardeşimin odama girmesine izin vererek gardımı indirmiyorumdur.

Kapı kulpundan göz alıcı bir şekilde şüpheliydim ama o kadar sakindi ki tek bir fare sesi bile duymadım.

Bir şekilde tuhaf hissettirdi. Dün odama vahşi bir kasırga gibi daldılar ama neden bugün çok huzurlular?

Eh, bu da iyi. Açıkçası, düğünümden önce üçü arasında yakalanmak istemiyorum. Eğer sessiz kalırsalar muazzam derecede minnettar olacağım.

Şimdi düşünüyorum da, dün de bugün de ilk kardeşim beni bir kez bile ziyaret etmedi.

Hmm hmm. Evliliğim de mi beni resmi olarak ziyaret edecek merak ediyorum. Genellikle çok meşgul olduğundan onunla haftada bir bile görüşmek zordu ve tamamen anlayabiliyordum.

Onu en son yarım ay önce gördüm. Gelinliğimi bitirdikleri gündü ve o gün kısa bir göz temasımız olmuştu.

Yine de bana karşı ısrarcı bir bağı yoktu. Beni elveda demeden göndermiş gibi görünüyor.

Bunu bekliyordum. Beni hiçbir zaman diğer iki kardeşim gibi taciz etmedi bu yüzden ona oldukça minnettardım. Aynı zamanda diğer iki kardeşimin bana yaptıkları şeylere de hiçbir şey söylemedi.

Başlangıçta, en büyük kardeş Eugene’nin düğün gününde babamın yerini alıp benim yanımda yürümesi gerekiyordu. Ancak her ne sebeple birbirleriyle konuşmuşlarsa düğün günümde ikinci kardeşin benim elimi tutup yürüyeceğine karar verildi.

Bir kez daha gelinliğime baktım. Saf beyaz gelinliğimi aldığımdan beri kalbim tekrar şişti.

Eugene, en büyük ve ilk kardeş.

İkinci kardeş Cabel.

Ve üçüncü kardeş Erich.

Bu evdeki günlerim dönen bir fener gibi gözümün önünden geçti.

Yarın sonunda özgür olacağım. Gerçekten? Cidden?

Benim gibi biri için böyle bir günün geleceğine inanmak zordu. Sonunda bu berbat evden kurtulabileceğimi düşündüm.

“Ah, bu odada da kalacağım son gün bu.”

Özgürlük hisseyle sarhoş olarak yatağımın üstüne devrildim. Beni bu eve evlat edindiklerinden beri kalbimde asla bu kadar rahat ve özgür hissetmemiştim.

Bugün uykumdan keyif alabilir ve tatlı bir rüya görebilirim. Memnuniyetle gülümsedim ve zihnimde mutlu düşünceler dönerken gözlerimi kapadım.

Ve gözlerimi tekrar açtığımda üç kardeşimin kanlı öfkesini yeniden yaşayacağım yedi yaşımdaki eski benliğime geri döndüm.

***

“Oh…Ri! Hey, Hari!”

Ne kadar zaman geçti?

Birisinin adımı çağırdığını duyabiliyorum. Gündüz mü oldu? Birisi beni düğünüm için mi uyandırıyor? Ama hala çok soğuk hissediyorum.

“Ölmek istiyorsun, huh?”

O anda kaba bir el omuzlarımı yakaladı.

Gözlerimi açtığımda derin bir bataklıktan çekilmişim gibi hissettim. Görebildiğim tek şey önceki gibi beyazdı.

Düşen karın içinde sadece diğer kişinin delici bakışlarını görebiliyordum. Düzgün kahverengi saçının üstünde bol miktarda kar birikmişti. Omuzlarımı tutan kişi bana kızgınlıkla baktı.

Onu tanıdığım anda gözlerim genişçe açıldı.

“Eugene kardeş, huh?”

O anda Eugene’nin yüzündeki ifade katılaştı.

Ama bu tuhaf. O kesinlikle Eugene ama neden bu kadar genç görünüyor?

Ona aptal bir soru sordum.

“Kardeş, ne zaman gençleştin?”

Ama bu normal bir gençleşme değil. En az 20 yaş genç görünüyor. Ah! Ah! Ah! Bu Eugene olmayabilir!

“Eugene’nin oğlu?”

“Ne tür bir saçmalık bu? Aklını mı kaçırdın?”

Hayır, hayır. Bu kaba konuşma şekli kesinlikle Eugene’nin. Eugene’nin oğlunu böyle saklamasına imkân yok.

“Erich’in sana şaka yaptığını fark ettiğin halde neden kara gömüldün? Neden bu kadar aptalsın? Aklını ölüme dondurmaya mı karar verdin? Salak mısın? Nasıl düşünmen gerektiğini bile bilmiyor musun?”

Bu kişi büyüdükçe bana karşı kayıtsızlaşmadı mı? Neden gençliğinde olduğu gibi bana bağırıyor? Bir sebepten çocuk gibi görünüyor.

Bu tuhaf Deja Vu hissi de ne? Erich’in şakası derken ne demek istiyor?

“Kendini toparla. Seni eve götürmeme izin ver.”

Eugene benim boş bakışlarımı başka bir sebepten yanlış anladı ve üstümde birikmiş karı biraz daha acele silkelemeye başladı. Bedenimin ağır hissettirmesine şaşmamalı, kar üstüme yığılmış.


Evet ilk bölümün sonuna geldik. Söyleyecek bir şeyiniz varsa yorumlara yazmaktan çekinmeyin~

Özet