ELİZA BÖLÜM 1 – ZEHİRLİ ÇORBA

Beyazlamak yerine kafamın içi karanlıkla doldurulmuş gibi hissettirdi. Tereddüt etmeden, Baldıranı çorba kabına batırdım. Nasıl bir ifadem olduğunu ya da nereye baktığımı bilmiyordum.  Elimdeki benim için çok büyük olan deri eldivenlere bakarken ne kadar saçma göründüğüne gülecek gibi hissettim.

Ailemi zehirlemeye ilk karar verdiğimde ağlasam da artık dökecek gözyaşım kalmamıştı.

Dokunmamaya dikkat ederken iyice öğütülmüş zehre baktım, beynim herhangi bir duygunun sızacağı yer bırakmadan tamamen boşlukla doluydu.

Neyse ki,  Yemek masası aşağılık annemin muhtemelen ahlaksız tüccarlardan aldığı deniz mahsulleri ve diğer lezzetlerle doluydu. İronik olan bunların bugünkü doğum günü kutlamam için olması gerektiğiydi. Geçenlerde önceki dünyamdaki zehirli bir bitkiyi tanıdım. İnsanların ne düşüneceğini düşündüm, belki de bu yemeği satan tüccarlar bizi öldürmeye çalıştı. Ne olursa olsun, muhtemelen yaşım göz önünde bulundurulursa şüphelenilmeyecektim.

Vikont Kaldia ve kötü olmakla rezil şöhretli ailesi , geride hayatta kalan iki yaşına yeni basmış Eliza adlı kızlarını bırakarak öldü. Vikontun tüm ailesini zehirleme suçuyla yine kötü oluşuyla rezil ünlü tüccar idam edildi.

…Ve bu, benim, Eliza Kaldia’ın Küçük Vikont unvanını nasıl aldığını anlatan hikâye.

Baldıran etkisini hemen göstermeyen zehirli bir bitki olduğundan, bazılarının hayatta kalacağını düşündüm, ama korkularım boşunaydı. Felç kaynaklı oksijen eksikliğinden ya da boğazlarına takılan kusmuğu öksürürken ya da kafalarını vurup bilinç kaybından öldüler. Ailem çok çeşitli yollarla öldüler ama suçumun oluşturduğu sahne beni etkileyemedi bile.

Önceki hayatımda baldıran, kız kardeşim hastaneye yatırılarak oldukça büyük bir kargaşaya neden olmuştu. Neredeyse ölümüne neden olduğundan, şimdiye dek korkutucu bir hatıra olarak kalmıştı, şimdi bu hatıraları başkalarını öldürmek için kullanmak oldukça ironikti.

Aşağılık annemin para dışında hiçbir şeyle ilgilenmediğini söylemek yalan olmazdı ve babamın da en büyük ilgisi keskin yüz ifadesiyle kan ve acı görmekti, bu onların cezasıydı. Tüm akrabalarım yok edildiğinden, Kaldia ailesinin tek kurtulanı olarak her şeyi miras aldım.

Tabii ki yaşım dikkate alındığında benim için Kaldia ailesini idare etmek mümkün değildi, bu yüzden ülkedeki muhafazakâr soylular arasında anlamsız bir güç mücadelesinin tohumlarını ektim gibi görünüyordu. Eğer hepsi birbirini ezerse benim için iyi bir şeye bile dönüşebilirdi.

Her şeyi miras alarak en fazla yararlanan kişi olsam da iki yaşında bir bebek olarak ailemin suikastında şüpheli bile sayılmamıştım. Ama elbette Vikontlukla birlikte gelen görevleri hemen üstlenemezdim. Şimdilik kraliyet başkenti benim koruyucum olacak birini gönderdi. Tek dileğim gelecek kişinin babamdan daha insancıl olmasıydı. Ne de olsa eğer tıpkı babam gibiyse, ailemi ne uğruna öldürdüğümü bilemezdim. Eğer öyle olsaydı bu ülkenin ne kadar çürümüş olduğunu düşünmek komik bile olmazdı.

Cennetin biricik dileğime cevap verip vermediğini bilmiyor olsam bile, kraliyet başkentinin bana gönderdiği gayretli yaşlı aristokrat ailemin topraklarının berbat durumunu ve ekonomisini görünce korkunç bir feryat bıraktı.

Rastgele yığılmış fatura ve borçlar, sayısız aptal, zorba yasalar ve ülkenin ulusal yasalarına rağmen yasadışı olarak izin verilenden daha çok alınan vergiler. Bu alanda yaşayan insanlar o kadar zalim bir sistemle yönetiliyorlardı ki şikâyet bile edemiyorlardı. Yani alanımdaki insanlar bozulma noktasına kadar parçalanmışlardı. Güvenle cehennemin aynı buna benzediğini söyleyebilirim.

Tabii ki, bu konuda bir şey yapma gücüm yoktu.

Bu nedenle, koruyucum kaç yaşında olursa olsun, yetişkin olana ya da en azından geçici olarak gücü alabilecek olgunluğa ulaşana kadar, ne kadar zor olursa olsun alanımı yeniden inşa etmem zorunluluktu. Sonuçta altı aile üyemi, ebeveynlerim ve kardeşlerimi öldürmemin sebebi buydu.

Şey… Sanırım ek bir sebebi daha var. Bu sebep neden bu suikastı gerçekleştirebildiğimle ilgili. Uzun lafın kısası ben bu dünyaya reankarne olan biriyim.

Kovalamayı kesip, bu dünyanın önceki dünyada oynadığım bir otome 1 oyunu olduğunu hatırlayabildim. Elbette doğduğum an bunu bilmiyordum. Bir hizmetli bu ülkenin ninnilerini bana söylerken anladım.

Kıtanın kuzey batısındaki yüce güç, Arxia Krallığı. Doğduğum ve Vikont Kaldia’ın topraklarının bulunduğu ülke. Ninniden ve buradaki günlük yaşantımdan, Ortaçağ Avrupası yaşantısına benzediğini düşündüm… muhtemelen. Şey, nasıl olması gerektiğiyle ilgili sadece kaba bir fikrim vardı. Ne de olsa, önceki hayatımda tarihe ya da yabancı ülkelere ilgi duymuyordum. Ancak önceki dünyamda Arxia Krallığı diye bir ülke olmadığından emindim

Ancak farklı bir dünya olduğundan emin olmamın sebebi, bu ülkenin adının önceki dünyamda oynadığım otome oyununun adı olmasıydı. Bundan emin olmamı sağlayan kendimdim. Ya da daha doğru konuşursak, bana verilen isim ve ailemin davranış şekliydi.

Eliza Kaldia. Arxia Krallığı ile birleştirince artık sıradan bir Avrupa ismi değildi. Talihsiz olanı adımın oyun karakterlerinden biriyle aynı olmasıydı.

Bu isimden nefret ediyorum, İsmimi fark ettiğimdeki ilk düşüncemdi.

Ne de olsa, bu isim ile oyunda ortaya çıkan gerçekten itici, kötü oyun karakteri olan Eliza Kaldia’yı bağdaştırmak oldukça kolaydı. Kaldia ailesinin en küçük kızı, ülke tarafından idam edilecek kadar suçları yığılmış ailenin. Bir aristokrat olarak doğsa bile neden halktan daha yüksek pozisyonda olduğunu hiç düşünmeden, halkın üstüne basılan çöpten daha fazlası olmadığını düşündü. Bu şekilde yazılan bir karakterdi.

İlk başta bunun sadece bir tesadüf olduğunu düşündüm ama ailemin karakterine şahit olduktan ve Arxia Krallığının adı önceki dünyamdaki oyunla aynı olunca nefret etsem bile kabul etmeliydim. Yani bu oyundaki ile aynı Arxia Krallığıydı.

Ardından düşüncelerim oyunun sonunda ne olduğuna döndü.

Hikâye kahramanın birçok soylunun bulunduğu Arxia Krallığının okuluna komşu ülkeden evlilik partneri bulmak için gelmesiydi.

Kahramanı engelleyen, sanırım onu rakip olarak çağırabilirsin, sadece kahramana zorluk çıkaran,  Vikont ’un kızı Eliza Kaldia. Ve hangi son olduğu fark etmeksizin onun tüm ailesi idam edilecekti.

Nede olsa, Eliza’nın okuldaki davranışlarını bir kenara koysanız bile, ailesinin kendi topraklarında yaptıkları suç değişmeyecekti, hatırladığım kadarıyla diğer yollarla aradaki tek fark ne kadar hızlı idam edildikleriydi.

Aslen bu oyunu kız kardeşimden vakit öldürmek için ödünç almıştım, Ama şimdi bu dünyaya reankarne olduğumdan dikkatlice düşünmem gerekiyordu.

Ne olursa olsun oyundaki gibi bir gelecekle yüzleşmeyecektim. Şuan ki durumla sonumun idam olduğunu anladım.

Bu dikkate alındığında, tüm ailemi zehirlemeye karar vermeme de yardımcı oldu. Bu ölüm bayrağı gibi bir şey, mümkün olduğunca çabuk köküne kadar yok etmeliyim.

…Sonuç olarak oyundaki Elizadan bile daha berbat bir şey yaptığımı hissettim. Ne de olsa tüm ailemi öldürdüm. Bu ülkenin yasalarını bilmiyordum ama Ortaçağ Avrupası’nın yasaları hakkında duyduklarımı hatırladığımda, aileyi öldürme suçunun çeyreğiyle cezalandırıldığı söylendi. Şey, zehir kullandığımdan cadı denilip kazıkta yakılabilirdim de.

Bu kadar acı verici bir idama niyetli olmadığımdan, ailemin ölümünün sırrını kendimle birlikte mezara götürecektim.

O andan itibaren, şu anda hiçbir şey yapamadığımdan alanımı yeniden inşa etmeyi koruyucuma bırakacaktım, şu anda sessizce yaşamak benim için bir problem olmayacaktı. Neyseki alanımı yeniden inşa etmek için ne kadar para gerekeceğini bile hesaplayabiliyor gibiydi. Koruyucum Kıdemli Earl Terejia oldukça yetenekli biriydi. Babam kıyas bile edilemezdi… Aile reisi olduğumda ismimi Maria’ya geri çevirmek isterdim. Nedeniyse muhtemelen önceki dünyamdaki kişiliğimin buradaki hayatımı büyük ölçüde etkilemiş olmasıydı. Oh peki, Avusturalya ve Fransa gibi ülkeler burada yoktu.

Özet |Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Otome, arada yaptığınız tercihlerle hikâyenin yönünü değiştirebildiğiniz kadınlara yönelik Japonya çıkışlı romantik oyun türü.