ELİZA BÖLÜM 14 – KARMANIN TERAZİLERİ

Doğum günü kutlamamın ikinci gününde, kiliseden bir rahip kutsama almak için bir tören yapacaktı. Sabah sade at arabası gelir gelmez tıpkı dünkü gibi günün planları kayboldu gitti.

“Bu…… Faris-dono……”

Rahibin at arabasından indiğini görünce Earl Terejia sorgularcasına sesini yükseltti. Faris? Bugün gelecek olan rahibin adı Almenes olmalıydı. Daha da şaşırtıcı olanı Earl Terejia’nın Farisi gördüğüne şok olması ve saygıyla kafasını eğmesiydi. Oldukça yüksek rütbeli rahipler olmalılar.

Rahip eğilmeden hemen önce gözlerimiz bir anlığına buluştu. Rahibin göz bebeği saf siyahtı, tüylerim diken diken oldu.

Rahip beyaz cüppe ve peçe giyiyordu, omuzlarında siyah bir şal vardı ve ellerinde vücudundan daha uzun olan kılıç ve asa tutuyordu, yaşını da cinsiyetini de belirlemek zordu.

Asanın başı terazinin kefelerini temsil eden üçgen sembolle süslendi ve peçesini tutan tacın alnında üçüncü göze benzeyen bir süsü vardı. Terazinin kefeleri bir kişinin iyi eylemleriyle kötü eylemlerini yargılamak demekti, göz Xia kilisesinin birinin günahlarını görebildiğinin simgesiydi, kılıç ceza ve düzeni temsil ediyordu asaysa1 Tanrı Misorua’nın nimet vereceğini.

 “Siegmund. Uzun zaman oldu.”

Sesi bir kadın için biraz fazla alçak, bir erkek içinse hafifçe fazla tiz gibi görünüyor. Cinsiyeti belirlemek gittikçe daha çok zorlaşıyor. Kamil onlar için şalını aldığında şövalye eğitimi alan bir çocuğun yapması gereken şeyle alay etse de rahibin omuz çizgisini görebilmeme rağmen beklendiği gibi yine de cinsiyetini belirleyemedim.

“Almenes-dono’ya ne oldu?”

“ Yılın bu zamanında her yerde bahar festivallerinin başarısı için dua etmeye yardımcı olmakla meşgul. Yorgunluğu biriktiğinden bugün onun yerini ben alacağım.”

Cildi ve yüzü hala ergenlerinki gibi genç görünüyordu ama ses tonu ve tavırları yaşlı bir insanınki gibiydi. Ama nedense hiç uyumsuzluk hissi yok gibi görünüyor.

İkisi sessizce konağa doğru yürüdü. Faris isimli rahip at arabasından inip Earl’ı selamladıktan sonra bana aldırış etmeden gözlerini kapadı. Earl bile buna izin verdiğinden bu rahibin rütbesinin ne kadar yüksek olduğunu merak ediyorum.

Rahipler, keşişler ve diğer din adamları arasında farklılıklar vardı. Rahiplere konumları kral tarafından veriliyordu ve hem kraliyet sarayı hem de tapınaklar için çeşitli ritüeller yaparlardı, onlar hem kiliseye hem de kraliyet sarayına aittiler. Earl rahibin beni, bir Vikontesi selamlamaya tenezzül bile etmediği gerçeğini görmezden geldiğine göre rütbesi en azından tapınak başı veya başrahip düzeyinde olmalı…. Asalet rütbesiyle karşılaştırıldığında en az kıdemli Earl düzeyinde. Bu kadar önemli bir kişinin neden onca yolu astının yerini almaya geldiğini merak ediyorum.

“Tören ne zaman olacak?”

“Öğlen olması planlandı.”

Faris uzun adımlarla hızlı bir şekilde yürüdü. Cüppesinin uzunluğuyla yürümenin zorluğu dikkate alındığında rahibin ne kadar da hızlı ama kaba olmayacak kadar yavaş yürüyor olması hayranlık vericiydi2. Bazen insanlar çocuk olduğumu unutuyor ve ben yetişemiyorum.

“Zamanı gelene dek bahçeye göz atmam uygun olur mu?”

“…..Tabii ki.”

Earl Terejia bana baktı. Muhtemelen önce konağa dönmemi istiyor. Eğer rahip bahçeyi görmek istiyorsa, konuşacakları bir şeyleri olduğu anlamına gelebilir. Aksi takdirde Earl’ın muhtemelen bitirmesi gereken hazırlıklar olduğundan rahibe başkası rehberlik etse daha iyi olabilirdi.

Statüsünden dolayı Kamil tüm bu zaman boyunca tek bir kelime bile söylemedi ve ikisinin bahçeye gittiğini gördük.

Altın Tepeler Konağında dua odası yok. Normalde her alan efendisinin evinde olmalıydı ama….. Birkaç nesil önceki Kaldia aile efendisi onu yok etmiş gibi görünüyor, ancak o zamanın belgeleri çok az olduğundan pek detay kalmadı. Böyle bir şey olduğundan beri neden hala kiliseden dışlanmamış olduğumuzu bilmekle de ilgileniyorum.

Buraya yeni bir kilise inşa etmeye yetecek kadar para olmadığı için bu sefer tören doğrudan kontrol altındaki bölgedeki küçük kilisede yapılacak.

Konaktaki hizmetçiler temizlemek için çalışmışlardı bu yüzden kilise güzel ve düzenliydi. Önceki dünyamdaki şapelleri andırıyordu….. sanırım. Tek bildiğim biraz batı ve dini hissettirdiği.

Bir şapeli anımsatıyor gibi hissetmeme rağmen aslında özelliklerinin çoğunu ayrıntılı olarak hatırlamıyorum. Altı yılımı bambaşka bir dünya ve kültürle geçirdikten sonra önceki hayatımın anıları git gide belirsizleşiyordu.

Kilisenin en iç kısmında bir sunak vardı. Sunak duvarları üzerine büyük bir kılıç, terazi ve Ar Xia kilisesinin sembolü olan üçüncü göz çizilerek süslenmişti.

Ne önceki hayatımda ne de bu hayatımda dini şeylerle hiçbir alakası olmayan bana tüm bunların tuhaf gelmesine engel olamadım3. Ya da belki de sadece vitray tavan penceresinden gelen çarpık ışık benim için fazla göz kamaştırıcıydı.

Kendi cüppem için bolca beyaz kumaş kullanıldı. Özellikle bu tören için yapıldığından süslemeler yoktu ve şatafatlı değildi, Eteğimle peçem yerde sürüklenecek kadar uzundu.  Sunağa doğru ilerlerken ağırlığına katlanmak için elimden geleni yaptım. Orada rahip Faris beni ellerinde asa ve kılıçla bekliyordu.

Bu törene çoğunun detayları bilmediği az kişi katıldı, yöneten rahip kutsama alacak kişi, eğer küçükse koruyucusu ve “şahitlik” etmek için aile üyesi olmayan birisi iyi bir tören için gerekli görülenlerdi.

Bir kişinin tanrının kutsamasını alması için günahlarından arınması gerektiğinden törende kutsanan kişinin günahlarının yargılanacağı bir ayinde vardı. Bu yüzden bu tören diğerlerine göre oldukça gizliydi.

Arxia ülkesinin kilisesi Ar Xia kilisesidir. Bu dine ait tarikatlar toplu olarak Xia dininin bir parçası olarak kabul edilir. Bin yıl önce aziz Ahtar Arxia Kutsal Krallığını kurarak Xia dininin en büyük hizbini Ar Xia kilisesi yapmıştı ve aziz Ahtar Xia kilisesinin kurucusu olan Xia Fema’nın doğrudan soyundan geldiği için kendilerini sık sık Ortodoks kilisesi olarak adlandırıyor gibiydiler.

Tüm Xia mezhepleri arasında ortak olan şey, günah, ceza ve hukuk kavramlarıydı. Tüm Xia tarikatlarında Xia Fema’nın geride bıraktığı kutsal sözler olan “kutsal kod” kilisenin kutsal yazıları olarak kabul edildi. Bu kitapta bugün bile kullanılan ileri hukuk sistemi yer alıyordu, toplum ve yaşamda akıl ve mantıkla düzeni sağlamak Xia’nın vurguladığı şeydi.

Rahip ayağımın, omuzlarımın ve alnımın üstüne hafifçe vurdu.

“Ve şimdi kutsama törenine başlayacağım. Kaldia kızı Eliza, kafanı kaldır ve günahlarını bil.”

Faris’in emriyle kafamı kaldırdım. Sunağın üstündeki terazinin sol kefesi günahları sağ kefesi erdemleri temsil ediyordu, soyluların kendi topraklarındaki “kutsal kod” u sol kefeye ve tahılları da sağ kefeye koyması gelenekseldi.

…… Bu yüzden orada gerçekte ne olduğunu görünce bir anlığına nefesim kesildi.

Sol kefedeki bir parça parşömen üzerinde zehirli baldıran sapı vardı. Sağ kefedeki altın buğday üzerinde nedense başka bir zehirli baldıran sapı vardı. Gölgesinde saklanıyormuş gibi solmuş, minik bir çiçek de vardı.

Kalbim o kadar sert atıyordu ki acı vericiydi. Birden tıkandım çünkü nefes almayı unutmuştum. Sanki kafama çarmış gibi şok hissettim.

“Terazi sağa doğru eğiliyor. Bu günahlarını telafi etti. Kendi günahlarınla yüzleşmek senin cezan olacak.”

Beynim tamamen uyuşmuş hissettiriyordu ve Faris’in sesi donukça etrafımda dolandı. Şaşkınlıkla Teraziye bakmaya devam ederken Earl Terejia yumuşakça sırtıma vurdu ve sonunda boğazıma takılan havanın ardından nefes alabildim.

Her iki kefeye de zehirli baldıran sapı konulmuştu. Parlak yeşil rengi bakışlarımı çekti.

Ne zamandır biliniyordu? Neden biliniyordu? Bilen kişi Earl Terejia mıydı? Yoksa bir şekilde rahip Faris mi bilmişti?

Biri kesinlikle suçum hakkında bir şeyler biliyordu, vücudum titredi. Hala uyuşmuş beynim yerine sanki kalbim buzlu suyla doluymuş gibi ellerim e ayaklarımın buz gibi olduğunu hissettim.

“Asla kendi günahlarını unutmayacaksın. – O zaman şimdi Misorua’nın kutsamalarını alacaksın.”

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Bu kelime İngilizcesinde yoktu ama unutulmuş gibi hissettirdiğinden ben ekledim.
  2. Bence bu kadar uzun ve karmaşık bir cümleyle anlatmaya değecek kadar da değildi.
  3. Elimden geldiğince toparlayıp anlamlı hale getirdim…. Oldu oldu.