ELİZA BÖLÜM 21 – ELİSE’NİN MEKTUBU

“Eh, yarına kadar kraliyet başkentinde mi kalıyoruz?”

“Evet. Yarın çay partisine katılacağım ve asillerle tanışıp bağlantı kuracağım. Ne de olsa Lordlar Evi’inde kimseyi selamlayamadık bile.”

“Yani bu kadar. Öyleyse yarın sizi burada bekleyeceğim.”

“Hayır, sen de katılıyorsun. Earl’ın söylediği gibi bana uşağım olarak eşlik edeceksin.”

Earl’ın evinde kalıyorduk ve uzun bir aradan sonra dönmüş olan evin ustası için hazırlanmış lüks akşam yemeğini yeni bitirmiştik. Kamil’in kendisi asil statüye sahip olmadığından Lordlar Evi’ndeki toplantıya katılmamıştı ve yarınki planımızdaki değişiklikten daha yeni onu haberdar etmiştim.

Akşam yemeğinin ardından hizmetçilerin benim için hazırladığı çayı içerken ikimizde yemek salonunda kaldık. Mülteci akını ve Vikont Galbaito’nun ölümüyle yapılması gereken çok fazla şey vardı, sonunda biraz dinlenebileceğimi hissettim.

“ Yani bu Earl’ın beni cidden Charlie’nin uşağı yapmaya çalıştığı anlamına geliyor, değil mi?”

“Bu saatten sonra ne diyorsun? Muhtemelen doğum günü kutlamamda bana eşlik ettiğin zaman karar verildi.”

Kamil sanki az önce farkına varmış gibi başını hafifçe eğdi, kendisinin ne kadar geç farkına vardığını görünce şok oldum. Doğum günü kutlamam sadece beni açığa çıkarmak için değildi aynı zamanda gelecekte kimin hizmetçim olacağını göstermek içindi.

“-. Mmm……. Öyle. Üzgünüm, bir şey yok.”

Kamil yavaşça başını salladı. Sanki kendini düşüncelerinden kurtarmaya çalışıyordu. “Garip bir şey söylediğim için üzgünüm.” dedi Kamil gülümserken, duyguların bir karışımı gibi hissettirdi ve bir sebepten dolayı sesim boğazıma takıldı.

“Kamil –”

“Affedersiniz! Eija-dono, mektubunuzu getirdim!”

Söylemek istediğim sözler kapıyı bile çalmadan yemek salonuna dalan belli bir kişi tarafından kesintiye uğradı. Yemek sonrası olmasına rağmen Claudia tayfun gibiydi ve enerji seviyesinde hiçbir düşüş yoktu heyecan dolu bir şekilde doğruca yemek salonuna girdi. Ve dahası bu sefer adımı tamamen yanlış söyledi.

“C- Claudia-dono?”

“Çok üzgünüm! Elise-dono’nun bana emanet ettiği mektubu şimdiye kadar unuttum!”

Doğruca bana koştu ve yüzümün dibine bir zarf uzattı, o kadar hızlı koştu ki sandalyenin sırtına çarptı. Neyse ki yastığı vardı, normal bir sandalye olsaydı kesinlikle şişlik bırakırdı.

“T-teşekkürler……”

“Hayır, hayır, şu anda sizin tarafınızdan bakılıyorum, böyle bir şey benim için bir hiç!”

Bir hiç diyorsun da nasıl bakarsam bakayım “önemli bir şey değil” olarak kabul edilecek bir mektubu teslim etmek için iki gün boyunca at sırtında mesafe kat etmeyi örtmeye yetmesi imkânsız. Beklendiği gibi, bu kızı anlamıyorum.

Mektubu alırken yanağımın tekrar seğirdiğini açıkça hissedebiliyordum. – O anda aniden önceki hayatımdaki bir cümleyi hatırladım. Doğru, onun yaptıkları tam olarak “anın içine etmek” diye biliniyor.

Yanımdaki Kamil ani davetsiz misafirle sersemletici sessizliğe düştü. Evet, bir düşününce Kamil daha önce Claudia ile pek konuşmadı ve muhtemelen bugün burada olduğunu bilmiyordu. Uwaa……Kalbimde böyle ciyaklamak için yer yoktu.

“Akşam yemeğinin ardından beraber çay mı içiyorsunuz? Katılabilir miyim?”

Acaba neden masadaki birkaç çay fincanına bakarken ifadesi bu kadar heyecanlı görünüyor merak ediyorum. Tam iç çekip bir şeyler söylemek üzereyken Claudia çoktan bir yerlere uçtu.

“Daha bir şey söylemedim…….”

“….Eh, bu Claudia-sama değil mi? Neden burada? Demişken buraya nasıl geldi?”

Kamil nihayet önündeki durumun gerçekliğini kabul etmiş gibi görünüyor ve sonunda oldukça kafası karışmış şekilde konuştu. Bu….. Ona durumu açıklayamadan önce Claudia koridordan döndü. Sağ kolunda bir tatlı dağı varken sol eli çay fincanı tutan bir hizmetçiyi sürüklüyordu.

*

Sonunda Claudia’ya eşlik etmeye zorlandık ve geç saatlere kadar çay içtik ve hizmetçiler tarafından azarlandık. Böyle küçük bir çocuk bu saate kadar ayakta! Yaşlı hizmetçi beni işaret ederken kötü kötü Claudia’ya baktı, belki de Claudia’yı daha önceden de tanıyordu, ders verirken hiç merhamet etmedi. Beklendiği gibi Claudia bile sanki cesaretini kaybetmiş gibi odadan sessizce yürüyerek ayrıldı, Kamil ve ben odalarımıza geri dönerken mektubumu aldım.

Artık geç oldu ama uyumadan önce yapmak istediğim şeyler var. Bir kağıt parçasıyla yazı masasına oturdum ve cevap yazmaya başlamak için bir mürekkep şişesi açtım.

“Ah….”

Ne yazık ki mürekkep şişesini mühürleyen tabakada çatlaklar vardı ve mürekkep döküldü. Sağ elimin, masanın ve kısmen de yeni çıkardığım kağıt parçasının her tarafına bulaştı. Kendimi ve masayı silerken iç çektim. Kağıttaki mürekkebi çıkartamadım, eh peki, kağıt da yazmak için kullanılıyor zaten.

Sonunda Elise’nin mektubunu okumaya başladım, el yazısı oldukça inceydi, kalem kullanma şeklinden bile ne kadar zayıf olduğunu söyleyebilirmişim gibi hissettim.

Asil görgü kurallarına uygun standart selamlamanın ardından nasıl dışarıda yürümeye başladığı, gördükleri, kendisi ve konaktaki insanlarla etkileşimleri hakkında konuşmaya başladı. Tam Elise gibiydi, tamamen huzurlu bir kalple yumuşak manzaralar.

Mektubu okumaya devam ettikçe konu benim hakkımdaki endişe ve son günlerde ne kadar da meşgul olduğuma değişti.

Konağın dışında özgürce hareket eden Claudia’nın aksine hasta Elise’yi gördüğüm son zaman mültecilerle ilgili haberi aldığım gündü. Endişelenmesi gayet doğal.

Buraya iyileşmek için gelmiş olan kızın benim hakkımda endişelenmesi iyi değil. Birazcık bile stres hastalığının kötüleşmesine neden olabilir.

Uygun bir cevap yazdım ve bir şey kaçırmadığıma emin olmak için Elise’nin mektubunu tekrar kontrol ettim. Mektubun arkasında rastgele yazılmış gibi duran bir yazı vardı, bu yüzden içeriğine göz gezdirdim.

Not Eliza-sama’nın uzaktan akrabası olan Elise-sama ile tanışmak isterim. Bellway-sama’dan onunda benim gibi zayıf bir vücudu olduğunu duydum. Hem hasta hem de Elise adına sahip olduğundan gerçekten çok merak ettim.….

Bellway tam olarak ne yapıyor gerçekten.

Konağın en iç kısmında kilitlenen çocuğun bakımını Bellway’a emanet ettim ama ismini ödünç aldığı kızın, Elise’nin, bir şeyler öğrenmesine izin vermek gibi bir hata yapmasını beklemiyordum.

Tabii ki misafir ağırlama zahmetine girip aynı ismi o çocuğa vermemin bir nedeni vardı. Dışarıya konak hakkında doğru bilgi vermemek içindi.

Zayıf bir vücudu olduğundan orijinal Elise’nin insanlarla etkileşimi sınırlıydı ve sözde hasta olan aynı isimli çocuğunda kendisiyle temasa geçme izni olan kişiler sınırlıydı. Çünkü mümkün olduğunca o çocuğun varlığının bilgisini saklamak istiyorum.

Aynı anda konakta iki hasta Elise’nin olması bilgi dışarıya sızdığı takdirde başkalarına kafa karıştırıcı olacaktır. Eğer belirsiz bir hikâyeyse bana emanet edilen Elise’nin bilgisi o çocuğunki ile karışacak. Hedefim buydu.

Tabii ki orijinal Elise’nin onun hakkında bilgi edinmesine izin vermeme imkân yoktu. Ancak diğer “Elise’nin” varlığından çoktan haberdar olmuş gibi. Artık saklamak kolay olmayacak.

…… Elise ve Maya en fazla üç yıl sonra Sherstok alanına geri dönecekler. Bu süre zarfında Elise benim etki alanımda kalıp konağı ter etmediği sürece büyük bir sorun olmayacağını umuyordum.

Bu çocuk hakkında daha fazla bilginin yayılmaması için dua ederken Elise’nin notunu görmezden geldim. Gidip de arka tarafa yazıldığına göre cevap beklenmiyordu.

<< Önceki Bölüm |Özet| Sonraki Bölüm >>

Yorum Yaz