ELİZA BÖLÜM 4 – BEBEK DRACONİS

Hala konağın ya da bahçenin dışına çıkamadığım günler, programım her gün aynı kalırken her zaman olduğu gibi devam etti.

Sabahları Bayan Galton gelip beni uyandırır, giyinmeme yardım eder, sabah ibadeti yapar, sonra da birlikte yemek salonuna kahvaltıya giderdik. Bayan Marshan öğleden sonra bana çeşitli dersler öğretir, biraz atıştırmalık, ardından eğer güneşliyse bahçede eğersiz yapar ya da hava kötüyse okur, sonra akşam yemeğinden önce kendimi sıcak suyla yıkar, ardından sonunda uyumadan önce akşam duası yapar.

Soylu bir kız olduğumdan, hayatım dadım tarafından çok sıkı bir şekilde kontrol edildi ve planlandı, temelde boş vaktim yoktu.

Draconis’in neden olduğu kargaşanın ardından, konak sonunda her zaman olduğu gibi hayata döndü. Tüm yetişkinler aceleyle etrafta dolaşırken, Bayan Galton ve ben her zamanki gibi hayatımıza devam ettik, demek ki olay günlük rutinimizi değiştiremedi. Earl Terejia da kültür ve ahlaki anlamda materyalleri doğrudan bana aktardı.

Bir gün, yılın ikinci ayının başlarında, konak bir kez daha sessizleşti. Her gün konağı gürültülü yapan yetişkinler draconisleri yakalamış olabilirler ya da şimdi imha için terk etmiş olabilirler.

Hiçbir şey olmamış gibi Bayan Marshan’ın derslerini aldım ve her zamanki gibi üçümüz birlikte yiyorduk. Birden girişte bir rahatsızlık oldu ve yemek salonunun kapısı açıldı. Beklenmedik bir şekilde, Earl Terejia şahsen bana yemeği bitirdikten sonra kendisiyle konuşmak için bahçeye gelmemi söylemek için yolundan çıktı.

İlk başta tam olarak ne olabileceğini merak ediyordum.

Earl’ın bana söyleyecek bir şeyleri olmasına şaşırdım, ancak daha da şaşırtıcı olanı, başkası onun için yapacağına Earl’ın beni şahsen bilgilendirmesiydi.

Geçen yıl bir geceki sohbetimizden beri, onunla direk konuşmak için birkaç şansım vardı, ama beni her zaman tek eliyle sallardı. Bu yüzden, acil bir durum olup olmadığını merak ettim ve aceleyle bir şeyler atıştırdım.

Görgü kurallarını ihlal ettiğini bilmeme rağmen bahçeye doğru koştum.

Söz konusu benimle konuşmak istediği konu, bir bebek draconis yetiştirmekle ilgiliydi. Hayal bile edemediğim bir şey olduğu ortaya çıktı.

Alanımda ortaya çıkan draconis doğum yapacak yer arayan bir dişiymiş gibi görünüyor. Erkek hiçbir yerde yoktu ve dişinin vücudunun yaralanmalarla dolu olduğu gerçeğine bakılırsa, bölge savaşını kaybedip dağdan aşağıya kovalandığına karar verilmiş gibi. Earl ve partisi, söz konusu köyü korumak için yola çıktığında draconis’in yuva yerini keşfetmişlerdi, ancak söz konusu draconis dört bebek draconis’i geride bırakarak doğum yaparken vefat etmiş görünüyor.

Draconis son derece zeki bir canavar olduğu için, eğer olgunlaşmadan önce eğitilip insanlara alıştırılırlarsa evcilleştirilebilirler gibi görünüyor.

Son iki yüz yılda bunun gerçek bir örneği olmadı ancak daha önce bir kez olduğundan hikâye aktarıldı. Babam yüzünden alanım ülkedeki en kötü toplum düzenine sahipti, barışı korumak için Earl Terejia kişisel birliklerini de buraya taşıdı ve eğitimde yetersiz olan insanların bile cezaları hafifmiş gibi görünüyor. Krallıktan Kaldia bölgesinin doğusuna, canavarlarla dolu bir orman vardı ve kar yılanları genellikle yakındaki Amon Nor Dağlarından aşağı inerdi, bu yüzden bazen çiftlik hayvanlarında biraz kayıp olması nadir değildi. Draconis’in asıl avı kar yılanı olduğundan, Earl Terejia alanım uğruna kullanılmak üzere draconis’in başarılı bir şekilde yetiştirilip yetiştirilemeyeceğini görmeye karar verdi. İtirazım yoktu.

Dört bebek draconis’in üçü bizim gibi komşu doğu ülkesine sınırı olan Fort Jugfena’ya gönderildi. Sonuncusu Earl Terejia’nın belinde tutuluyordu ve pamuklu beze batırılmış köpek sütünü emiyordu. Earl ve sağlam yüzünün draconis’le sanki köpek yavrusuymuş gibi ilgilendiğini görmek, seyretmek için gerçeküstü bir manzaraydı, koşup bahçeye geldiğimde tamamen şaşakalmıştım1.

Şaşkınlıktan açık kalmış ağzımla yüzümde boş bir ifadeye sahip olduğumu umursamadan, Earl basitçe olanları anlattı ve neden beni aradığını bana açıkça söyledi.

“Eliza, bu draconis’in ustası olacaksın. Sana alışması için her gün onunla düzgünce ilgilen.”

“Anlıyorum.”

Earl ile yaptığım konuşmada, şaşırmak için yalnızca iki saniyem vardı.   Bana durumu açıkladığı anda cevabım hemen geldi. Tam olarak işe yaramayan kafam benim için kabul etmeye kendi başına karar verdi, asil bir kız olarak aldığım eğitime her şeyden daha iyi bir kanıt muhtemelen.

Oldukça engin sağduyu ve bilgiye sahip olan Bayan Marshan’ın yardımıyla, şaşırtıcı derecede nadir olan evcil hayvanıma Rashiok adını vermeye karar verdim. Burada Jugfena bölgesinde ibadet edilen antik güneş tanrısının adı. Şimdi sadece hikâyenin içindeki güneşin bu ismin kendisinin olduğunu iddia ettiği belirsiz bir masal. Bir zaman bir fare Rashiok’un peynir güneşinden bir ısırık aldı, ama zayıf güneş hala ihtiyaç duydukları zaman insanlara yardım edecek, Bayan Galton’un daha önce söylediğinden hatırladığım şeydi.

Bayan Galton Arxia’nın güneybatısında bir yerde doğmuştu, Greenfield bölgesinin etrafında olacağını düşündüm ama Jugfena bölgesinin peri masallarını gayet görkemli bir şekilde biliyordu… Şey, Bayan Galton’un oldukça ciddi bir kişiliği olduğundan, bu bölgeye daha iyi adapte olabilmek ve bağlılığını göstermek için buradaki masallara özel olarak bakmış olabilir.

Rashiok daha yeni doğmuş bir bebek draconis idi.

Gelişinden gelen tüm kargaşanın ardından üç ay sonra, Rashiok nihayet ince göz kapaklarını açabildi. Süt istediği her seferinde beni küçük burnu ile dürter ve küçük, garip hareketlerle sütle doldurulmuş pamuk yünün üstüne bastırır ve Bir şey gördüğünde ilk ona doğru tapılası burunu yönlendirirdi, onu yetiştirmek için benimle birlikte sorumlulukları paylaşan eğitimdeki asker Kamil bu son kısma biraz pişmanlık duyuyordu.

“Çok tatlı görünse bile…”

“Büyüdükten sonra bile böyle olacak mı?”

“Her şey küçükken çok tatlı, Charlie. Charlie bir ufaklık olsa da, küçük şeylerin tatlılığını anlamıyorsun, büyürken bir şeyden eksik kalmış olmalısın…”

Anlamadığım bazı nedenlerden dolayı Kamil her zaman bana Charlie diyordu. Sonuçta ben Vikont unvanıyla saygın bir asilim, Bu yüzden ondan nedenini anlamaya çalıştım ama o hala bana söylemedi. Gerçekten, ne kaba bir oğlan. Etrafta kimse olmadığında her saygısızlığını kabul edeceğim, ama bunu ona en başta söylemek hata olabilirdi. Bu işte ortağım olacağı ve yüzünü her gün göreceğimden, bana her zaman saygılı olmasının ve emirlere itaat etmesinin çok rahatsız edici olacağını düşündüm, ama bu…

“ Gençler etrafındakilerin sevgisini hala küçükken elde edebildikleri için, bu sadece bir tür savunma mekanizması olduğu anlamına geliyor.”

“Böyle şeyler söylediğinde Charlie hiç sevimli değil.”

Hizmetçi Mary’nin koridordan bahçeye ıslığını duyduğumda, Kamil bir şeye yas tutuyormuş gibi kafasını salladı ve iç çekti. Konuşmalarımızla ilgilendiğinden2, zaman zaman dinler ve eğlenceyle gülerdi. Yaptığım bu günlük işten biraz dinlenme ya da değişim mi dilesem merak ediyorum. Çok fazla dinlenilmeyi umursamıyorum ama zaman zaman ben de ilginç bir şeyler dinlemek istiyorum.

“Eğer çocuk şarkısındaki gibiyse Rashiok bir sonraki dolunayda kendi başına dolaşabilir diye düşünüyorum.”

“Yeni doğan bir draconis, gece boyu gözlerini açacak, akşamları koşup oynayacak ve üç ay sonra geceleyin yuvasını terk edecek. Rashiok’un gözlerini açma şekli ve doğumundan beri ayları hesaplarsak, şarkıdaki her şeyin doğru olduğu görünüyor.”

“Buralarda her zaman sadık bir muhafız olan draconis’in efsanesi vardı, beklenmedik bir şekilde doğru olduğu ortaya çıktı.”

Kamil draconis’e olan ilgisini kaybettiğinde, Rashiok’un altın göz bebeklerine baktım. Başka bir on günde, bu küçük yaratık kendi kendine hareket edebilecek…

Yeni bebek olarak, kaderim benden uzak dururken, diğer insanlara evcil hayvanmışım gibi hissediyorum. Hala genç olduğundan göremezken, onu izlemek eğlenceliydi. Aynı anda hem tatlı hem de yalnız görünüyordu. Ona kesinlikle kötü davranmayacağım ve hislerim bu konuda Kamil’le benzerdi.

<< Önceki Bölüm| Özet |Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Lost for words: Eğer birisi kelimelerde kaybolmuşsa bu kişi söyleyecek hiçbir şey düşünemez çünkü bir şey tarafından çok şaşırtılmışlardır.
  2. Mary den bahsediyor