ELİZA YAN BÖLÜM 3.5 – RÜYALARIN İÇİNDEKİ RÜYALARDAN ANILAR, KISIM İKİ

Çamurlu uyku dünyasına düştüm. Karanlıkta, güzel ama korkunç derecede parlak1 renkler örtüşüyordu. Eğer bu kendi ruhumun bir görselleştirilmesiyse, ben bile oldukça kasvetli olduğunu hissettim. Bunu tam olarak kelimelerle tanımlayamıyorum, ama bana korkunç derecede boş gelen bükülmüş bir görüntüydü.

Rüya dünyama bu kadar dalmış olmama rağmen, garip bir şekilde aklım hala duygularım için oldukça keskin bir his tuttu. Uyurken sanki kalbim titriyormuş gibi hissettirdi.

Anı balonları yine bir yerlerden belirdi, kıvrılıyorlardı. Bu sefer ne göreceğimi merak ediyorum. Her halükarda, direnmeme imkân yoktu, o yüzden sessiz ve itaatkârca onları izleyeceğim.

Oldukça eski anılarımdı. Şu an olduğumdan biraz daha büyükken oldu.

Eskiden olduğum kızın önünde, bazı bitkilerin etkisiyle acı içinde kendini kaşıyan kız kardeşi vardı. Kız korku içinde görüntüyü seyrediyordu.

Kızın küçük kız kardeşi sığ bir nehirde oynuyordu. O gün bütün ailesi pikniğe çıkmıştı. Ebeveynleri küçük kız kardeşinin şiddetle nehrin etrafında dolaştığını fark etti ve koşarak geldi. Babam küçük kız kardeşimi ağzına parmağını sokarak kusmaya zorlarken annem ambulans çağırdı.

Küçük kız kardeşi kazara nehir kenarında büyüyen baldıran yapraklarını yutmuştu. Bazı yapraklar suya düşmüş gibi görünüyor, bu yüzden nehir suyuyla birlikte onları yutmuş.

Bu son derece net bir hafıza. Yeniden doğduktan sonra anılarım solmaya başlasa da hatırlayabildiğim en açık anılarımdan biri. Bu anıyı bütün ailemi öldürmek için kullanmıştım.

Sadece birkaç küçük yaprak bile neredeyse küçük kız kardeşini öldürüyordu. Çorbaya belki yüzlerce yaprak parçaladığımda, şimdiye dek bile aklıma oyulmuş halde kalan bir anıydı.

Duygularıma dikkat etmeden anılar önümde yeni sahnelere dönmeye devam etti.

“Ah?… Yani bu tür bir oyunda vardı.”

Kız televizyon ekranına doğru bir video oyun kolu tutuyordu. 3D CG karakterleri ekranda oldukça iyi görünüyordu ve batı sarayları gibi görünen yerlerde ekranda güzel bir şekilde göründü. Tüm bu sahnenin önünde bu oyunun kahramanı olan kız vardı.

“- Bu yolu izleyip sağa dönersen, taç prensi orada olmalı.”

Kızın yanında küçük kız kardeşi ona yakalama hedefleri hakkında bilgi veriyordu. Kız henüz görmediği karakter ve hikâyeler hakkındaki spoiler’ları umursamasa da, küçük kız kardeşi sürekli konuşmaya devam etti.

Belki de ablasının bu dünyada fazla vakti kalmadığını hissettiğinden, birlikte daha fazla sohbet istedi.

“Taç prensi dinlersen başkomutanın torunu da öğreneceksin. Ama o zaman taç prensin yolundan gidemezsin.”

Ekranda sarı saçlı genç bir çocuk vardı. Taç prensi oymuş gibi görünüyor.

Taç prensin görüntüsü sol tarafta kalırken, Bazı konuşma seçenekleri ortaya çıktığında ekran karardı. Karakterler birbiriyle sohbet ederken farklı ekranlar varmış gibi görünüyor.

“Hey, Emilia Rindarl. Naber?”

Replikler seslendirilse de, ses aktörünün oynadığı kısım biraz yapay geldi. Seçenekler menüsüne giderken kız kaşlarını çattı ve sesi kapalı seçeneğine çevirdi.

“Ah, bekle.”

Kız küçük kız kardeşinin itirazını görmezden geldi. Erkeğin ses tonu fazla çapkın gelmişti ve kız bu konuda rahatsızlık duyuyordu.

Bu oldukça uzun bir anı. Görmek istememe rağmen, anı devam etti. Yine de bakışlarımı çeviremedim. Buna dikkat etmemeye çalışsam da, bunu hemen hafızamdan silemezdim. Kalbim çarpıyordu.

İzlemeyi reddedip direnmeye çalışsam da, kımıldayamadım. Kendimi sıkıntılı hissetmeme rağmen, bu sefer kaçamadım.

Oyunun fon müziği birden değişti ve daha agresif bir müziğe dönüştü. Siyah saçlı, keskin gözlü, şatafatlı elbiseli bir kız ortaya çıktı. Şimdiye kadar ortaya çıkan karakterlerden çok farklı bir tasarıma sahipti.

“Ah, bu Eliza.”

Kızın küçük kız kardeşi birdenbire mırıldandı ve kız Eliza’nın kahramanın rakibi ve düşmanı olduğunu öğrendi.

Kafamda çınlayan bir ses vardı. Kafamdaki sis çoktan solmuştu ve aklımdaki anının kalıntılarına bakmaya devam ettim.

Ekrandaki kişinin sadece benim gibi göründüğünü söyleyemem. Sonuçta, ekrandaki kişi gerçekten “ben”dim.

Göründüğü an, onun kahraman Emilia’nın düşmanı olduğu açıkça anlaşıldı. Her zaman kaba ve şatafatlı kıyafetler giymiş ve bükülmüş, kötü bir kişiliğe sahip. Taç prens ve komşu ülkenin arşidükünün kızı arasındaki ilişkiye girdiğinde nezaketini kaybetti.

Eliza Kaldia’nın karakter türü buydu.

<< Önceki Bölüm| Özet |Sonraki Bölüm >>

Dipnotlar

  1. Kullanılan kelime lurid, anlamı: renkli olarak çok canlı, özellikle de rahatsız edici derecede sert veya doğal olmayan bir etki yaratacak şekilde.