Tuvaletim Zindana Dönüştüğünden İşimi Halletmek Zor Hale Geldi

[Pardon, bir süreliğine gidebilir miyim?]

Şu anda bu bahar girdiğim üniversitede tanıştığım kız arkadaşımın evindeydim. Hafiften tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyordum bu yüzden tuvaleti kullanma izni istedim.

[Aiyo~]

Yatakta uzanarak manga okuyan arkadaşım kalçasını kaşırken böyle bir cevap verdi.

Ardından, işimi halledip geri döndükten sonra ciddiyetle mırıldandım.

[Ah~ istediğin zaman tuvalete gidebilmek çok uygun gerçekten~]

[Eh?]

Manga okuyan arkadaşım kafasını kaldırdı ve merakla baktı.

[Pansiyonda kalıyorsun, değil mi? Umumi tuvaletleri mi var?]

[Yok yok, o değil.]

[O zaman ne? Tamirde mi?]

[Öyle değil……]

Gerçeği söylemek iyi mi diye düşünürken bir süre bir şey söyleyemedim.

[Bilirsin, tuvaletim zindana dönüştü.]

[Ha?]

Bana [Kafanda tahta mı eksik?] diyen bir ifadeyle bakıyordu. Kesinlikle ben de bunun absürt bir hikâye olduğunu düşünüyorum ama gerçek olduğundan elimden bir şey gelmez.

[Şaka yapmıyorum, cidden. Tuvaletimin kapısını açtığında o noktadan ilerisi zindana dönüşüyor.]

[…… Ya temizlersen1?]

[Boss’u yendiğinde boss’un odasındaki kapı açılıyor ve tuvalet orada. Diğer bir deyişle, sonunda o zaman işimi halledebiliyorum.]

[……………]

Ah, bu ahbap kesinlikle bana inanmıyor. Bana gözlerinde ciddi şüphelerle bakıyor.

[Dün gece gerçekten yakındı. Maa, şimdiye kadarki en hızlı yakalama rekorumdu biliyor musun?]

Ve sonra, arkadaşıma anlattım. Dün akşamki kahramansı masalı.

◇ ◇ ◇

Uyandığımda sabahın ikisiydi. Ve ilk düşüncem tuvalete gitmekti.

[Kahretsin……Çok fazla içmiş olmalıyım.]

Dün akşam kulübümün içki partisi vardı. Ret etmeme rağmen, alkol değildi. Henüz reşit değilim bu yüzden sadece yumuşak içecekler içtim. Ama yine de, içilebilecek tek şey olduğundan oldukça fazla içtim.

Onun sayesinde bu tuvalete gitme isteği belirdi. Geçmiş tecrübelerimden yola çıkarak bu üçüncü seviye aciliyetti. Üçüncü seviye aciliyet olduğundan yirmi dakika kadar tutabilirdim. Bu arada, en yükseği altı. Otuz saniye içinde barajı parçalar.

Anında yataktan kalktım. Tedirgin bir şekilde odayı geçtim ve tuvalet kapısını açtım. Tuvalet ve banyo ayrıydı.

Hayır, artık tuvalet değil. Taşındığımda kesinlikle tuvaletti ama şimdi önümde klozet yok. Sadece yeraltının derinliklerine giden merdivenler. Bu bir zindan.

Bu tuhaf fenomen ilk defa yaklaşık üç ay önce oldu. Neden tuvaletim aniden zindana dönüştü ben de bilmiyorum. Ama gerçekte bu merdivenlerin altında on katlı bir zindan var. Ve en iç kısmında esasında burada olması gereken klozet var.

[Acele etmeliyim.]

Mesanemin genişlediğini hissederken merdivenlerden aşağı inerken onu aldım.

O benim ekipmanımdı.

Şu ana kadar zindana meydan okuyarak elde ettiğim kılıç ve zırhtı. Mümkün olduğunca çabuk ve güvende gidebilmek için bu ekipman gerekliydi.

  • Peri kılıcı: Saldırı Gücü +50. Çifte darbe
  • Meleğin Elbisesi: Savunma gücü +45. Çeviklik seviyesi + 20
  • Savaş Botları: Savunma Gücü +15

Peri Kılıcı ve Meleğin Elbisesi muhtemelen nadir itemler. Rastgele beliren hazine sandıklarından ya da yenilen canavarlardan düşen itemlerden elde edilmesi mümkündü.

Bu arada, nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yok ama sadece onlara bakarak silah isimleri ve istatistikleri kafamın içinde yüzmeye başlıyor. Ve sadece zindanda kullanılabiliyorlar. Defalarca dışarıda kullanmaya çalıştım ama bazı gizemli güçler yüzünden mümkün değildi.

Ekipmanı giydikten sonra merdivenlerden indim.

İlk olarak birinci kat. İlk seferinde oldukça gergindim ama şuanda çoktan uzman olmuştum. Bir sonraki kata olan yol mükemmelce kafamda saklanmıştı, kaybolmadan ilerleyebilmiştim.

[Gyaa]

[Gegege]

[Gugii]

Her zamanki güzergâhımda ilerlerken çirkin yeşil tenli yaratıklar önümde belirdi. Onlar Goblinlerdi. Toplamda dört tane vardı.

Peri Kılıcımı savururken dümdüz onlara atıldım. Goblinler bir göz kırpışında cansız et öbeklerine dönüştüler. Şu anki durumumda gözlerim kapalı yenebileceğim düşmanlardı.

[…… Maa, başlarda beni her yerde kovalıyorlardı ve sonunda…… yaptım.]

İstemeden acı bir deneyimi hatırladım. Artık böyle bir aşağılanmayı bir daha kabul etmeyeceğim. Tuvalete gitme isteği bastırırken aceleyle ilerledim.

Ardından pürüzsüzce ilerledim ve yedinci kata ulaştım. Tahminen buraya gelene kadar beş dakika geçti. Mesane…… Un, hala iyi.

Peri Kılıcı sayesinde bu kadar hızlı ilerleyebilmiştim. Sonuçta iki kere saldırma avantajı vardı. Küçük kızartmalara karşı oldukça etkiliydi.

Ancak bir sorunu da vardı. Saldırı gücü o kadar yüksek değildi. Derinlere indikçe canavarlar güçleniyordu ve onları tek vuruşta öldüremiyordum. Bu yüzden sıra diğer nadir ekipmandaydı.

[Buooo!]

[To!]

Öküz başlı canavar, Minator’un toynak darbelerinden kaçındım. Meleğin Elbisesi çevikliği arttırıyordu ve aynı zamanda kaçınma yeteneği de artıyordu. Ancak savunma gücü düşük olduğundan darbe alırsam büyük hasar alırdım.

Yine de zindanı mümkün olduğunca çabuk temizleyebilmek için uykulu bir şekilde savaşamazdım.

[Haaa!]

[Bumo!?]

Minator’u çifte saldırımla kestiğim için hareket kabiliyetini kaptım. Bitirmek gerekli değildi. Bu kadar zamanım yoktu, daha hızlı ilerlemeyi tercih ederdim. Çünkü tuvalet aciliyetim çoktan dördüncü seviyeye yükseldi.

[Ku…… Beklediğimden daha erken……]

Acele ettim. Ama mesanemi incitmemek için mümkün olduğunca sessizdim.

Ardından, sonunda son kata ulaştım. Ancak aciliyet derecesi beşinci seviyeye girdi.

İki dakikadan fazla tutamazdım. Normalde Ultraman ile savaşmak için harcadığımdan daha kısaydı.

— Elinden geleni yaptın.

— Ağırdan alamaz mısın artık?

— Kimse bakmıyor, oraya yapamaz mısın?

Şeytanın fısıltıları kafamda yankılandı.

Ancak şimdi pes edersem harcadığım emek boşa giderdi. Ve böyle bir yerde yapmak istemiyorum! İnatçı bir kadın olarak.

Her neyse, acele etmeliyim. Şuan ki durumumda koşma şeklim komikti ama umursamıyordum.

[Ooooooh!]

[tte, böyle bir zamanda ejderha!?]

Bu en kötüsü, bu zindandaki en güçlü yaratık ejderha hedefime en kestirme olan güzergâhın ortasında belirdi. Başka bir yoldan mı gitmeliyim? Bunun için zamanım yok!

[Hücuuuuum!]

Her şeyimi riske atarak doğrudan ejderhaya hücum etmeye hazırlandım. Ejderha beni fark etti. Ağzını genişçe açtı. Ejder nefesi geliyor!

[Nuoriyaaaa!]

Ejder nefesini kıl payı atlatarak yerde yuvarlandım. Sırtımda yanma hissi hissediyordum. Sıcak!

Ejderhanın karnının altından kaydım ve arkasına geçtim. Ardından tam hızda geri çekildim. Geriye bakacak zamanım yok.

Daha ziyade, o saldırı sırasında sızdırmadım, değil mi!? ……Ben, güvende görünüyor. Ama…… Kuuu, sadece koşarak dökebilirim……!

En azından kapıyı görüyorum. Diğer tarafta boss odası var. tte, hala boss var! Mesanemin gücü sınırında!

Aciliyet derecesi beş! Otuz saniye içinde yenmem gerek!

Ama boss, boss olduğundan güçlüydü. Başa çıkması zordu.

[Aaaah!]

İğrenç bir çığlıkla devasa şeytan belirdi. Bu adamı yenmek bazen beş dakika sürüyor. Bu sayede öğ- ancak bu sayede, bu adamın zayıf noktasını öğrendim.

[İşteeeee!]

[Giyauaa!?]

Taşaklarıydı. Bu boss’un zayıf noktası ufaklığı mıydı? Beklenmedik olmasına rağmen bu adamı yenmenin en hızlı yoluydu. Kullanmayacağım hiçbir yol yok. Mesanem tehlikede.

Peri Kılıcımı savurdum ve şeytanın taşaklarını hedefledim. Şeytan sivri tırnaklar ve yıldırım kullanarak saldırıyor ama en üst limitime odaklanarak mesane dayanma gücünü göstermekten kaçınarak düşmanın taşaklarını ezdim.

[Doyaaaaa!]

[Guaaaaaaaaaaa!]

Hiç hasar almadan boss’u ezdim! Dahası, kalan zaman yirmi saniyenin biraz üstünde. Yapabilirim! Zamanım var! Elinden geleni yap, ben! Tuvalet hemen orada!

[~~~~!?]

Ama tüm bu yolu geldikten sonra en büyük dalga geldi. Aciliyet derecesi sonunda altıya yükseldi. H, hareket edemiyorum! Sadece birkaç adım ötede olmasına rağmen! Sadece birkaç adımda ulaşabilirim!

[Gu…… o …… nu……]

Yüzüm koyu maviye dönüştü ama hala bacaklarımdan vazgeçmedim. Bir adım bile imkânsız görünüyor. Öyle bile olsa, gerekirse emekleyeceğim.

Bu iyi, şu ana kadar çok dayandım. Bu kadar mesafede dayanamama imkân yok.

Ve ardından – uzun, uzun mesafeyi aşıp sonunda kapının kulpuna dokundum.  Kapıyı açtığımda sevgili tuvaletim oradaydı!

[Haaaaa…… İyi hissettiriyor……]

Böyle kelimeler farkında olmadan ağzımdan döküldü. Şuanda klozette oturuyorum. Sonunda işimi halledebildim. Sesim sızsa da çıkmaması gereken şeyi sızdırmadım.

[Dahası bu seferki en hızlı yakalamamdı, değil mi? Muhtemelen on dakika bile sürmedi.]

Kendimi rahatlattıktan sonra hafifçe uykum geldi. Odaya geri dönmek zahmetli olacak, bu gün burada mı uyusam?

Ertesi sabah, tuvalette uyandım.

◇ ◇ ◇

[ Uwa, bu ne halt!? Gerçekten merdiven oldu!]

Tuvaleti doğrulayan arkadaşım şaşkınlık sesi çıkardı. Benim dışımda kimse göremese ne yapardım diye düşünmüştüm ama görünüşe göre görebiliyor.

[Söylediğin her şey gerçekten doğruydu……]

Beklendiği gibi, şahsen gördükten sonra inanmış gibiydi. Gördün mü, kendini beğenmiş bir gülümsemeyle söyledim.

Alaycı bir gülümsemesi vardı ama bir şey hatırlamış gibi suratı aniden değişti.

[Ama bilirsin, yakında market yok mu? Oraya gitmek daha hızlı olmaz mıydı?]

[………… Bunu gözden kaçırdım.]


Her şeyin aşırı pahalı olduğu dönemde siteye katkıda bulunmak ister misiniz? O zaman lütfen AdBlock’u bu sitede durdurun ve bana yardımcı olun. İyi Okumalar~~

Özet

Dipnotlar

  1. Buna başka ne denebilir?